Salih, bir şu rüküşlüğe bak, bir de o günleri düşün. Soba ısıtmaz, gaz lambaları iyi aydınlatmaz, sıra sayısı milletvekillerine yetmediği için bir kısmı ayakta kalırdı. Bir tek daktilo makinemiz bile yoktu. Aylık ve ödenekleri ile geçinemezlerdi ama biri bile zam istememiştir; milletten utanırlardı. Ama bu yoksul meclis dünyaya meydan okuyor, hiçbir konuda ödül vermiyordu. Birinci Meclis sahiden büyük meclisti! Burası artık o büyüklüğü yansıtmıyor.
Bir kağnı kolu yoldayken kadınlardan biri doğum yaparsa, çocuğa Zafer adı verilir. Ankara-İstanbul arasındaki gizli telgraf hattının parolası 'zafer'dir. İstanbul'dan ticari malzeme diye gümrükten geçirilen silahlar, inebolu'daki 'zafer ticarethanesi'ne yollanır; Zafer ticarethanesi, İnebolu İkmal Komutanlığının kapalı adıdır. Zafere böylesine özlem duyan ve inanan bir millet yenilir mi?