Zєʟıһѧ

Neredensin diye sorma, insanım.
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2025 17:55
Şuana kadar açık ara okurken en çok keyif aldığım kitap oldu Serenad. Otobüste kulaklığımda Schubert'ten Serenad çalıyorken kitabı yaşıyarak okudum. Anadolu burası her ev büyük bir anı mezarlığı. Çok yara var gizlenen. Farklı ırklar, farklı kültürler, farklı isimler, farklı dinler ama acılar hep aynı. Ayşe, Nadia, Semahat, Mari, Maya... Acı neredensin, nerelisin demez herkesi vurur. Acının kimlik sormak gibi bir huyu yoktur. Hepimizi ortak bir noktada buluşturan şeydir acı. İnsan olmanın koşuludur acı. Müslüman, Yahudi, Katolik, Ortodoks... Hepsi insan. Doğru ya da yanlış, hepsi insan. Bu kitabı okurken çok şey öğrendim. Bir o kadar da cahil hissettim kendimi. Şu sıralar depresif halime kızdım. Medeniyetler beşiği olduğu kadar acıların da beşiği olan bu Anadolu'da ufacık dertlere takılıp depresif olmanın ne gereği var diye düşündüm ama sonra ayrıca yeni öğrendiğim acıları boğazımda yumrularla hissettim. O gün Nazi Almanyasında yapılan soykırım şuanda da başka bir halka yapılıyor. Dinler, halklar farklı ama bunu yapan aşağılık kötülük hep aynı. O zaman susan kişilerle bugün susanlar farklı ama susmaları aynı. Göz yummak hep aynı. Acı çekmek hep aynı. Irklar farklı ama gözyaşları hep aynı.
Alıntı
SerenadZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 2023164,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·210 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2025 21:34
Toprak sanki evladını çağıran ana gibi. Hayat bir geri dönüş süreci. Öze, toprağa dönüyoruz. Ama öyle tak öldük gittik de değil. Yavaş yavaş ölüyor insan. İlk önce kaybetmekle ölüyor. Çocukken en sevdiği oyuncağı kaybediyor; büyüyünce annesini, babasını kaybediyor; en son da kendini kaybediyor. Ama en acısı da hiçbir zaman umudunu yitirmiyor. İçin ölüyor ama sen yaşamaya devam ediyorsun. Herkes sana bir nasihat sunuyor ama hiçbiri de bu nasihatlere uymuyor. Çünkü onlar da ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bildikleri tek şey yaşamak zorundalar(her şeye rağmen).
1000Kitap
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,7bin okunma
Uyarı, Martin'den çok beni içerir.
10/10
·517 syf.··
2024 13. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2024 17:47
Martin Eden'ı, sanki yıllardır tanıyormuşum gibi hissettim okurken. Martin'i okurken kendime karşı acımasızlığımı da fark ettim. Ben de Martin gibi kendimden ödün vermişim hep. Karanlık odalara hiç sığmamışım. Hep şiirin yelinde kuş gibi özgür uçarken bir avcıya yakalanmışım. Bir kuş daha ne kadar avlanabilir, bir kuş daha ne kadar aynı tuzağa düşebilir? İşte ben hep aynı tuzağa düşen kuş olmuşum. Ben bir döngü olmuşum. Bu kitap tam da psikolojik olarak çöktüğüm bir ana denk geldi. Sanki okumaktan çok yaşıyordum okurken. Kimi zaman kitaptan başımı kaldırıp karşımda Martin varmışçasına konuştum. Sanki yanımdaymış gibi... Martin Eden'ı okuyan insanların çoğu aynı şeyi hissediyorsa ve bu kitap çok okunmuşsa neden karşılaşmazlar bu insanlar? Neden her tanışmanın sonunu bir anlaşılmazlık getirir? Oysa herkes herkesi anlamaya çalışsa bitmez mi bu anlaşılmazlık? En temelde biz de burjuvalar gibi okurken anlamayı ve hissetmeyi unuttuk. En temelde biz insan olmayı unuttuk. En temelde biz bizi unuttuk.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Dorian Gray
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2023 21. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2023 18:33
Güzel bir tenin sahibi gerçekte erdem kavramını kendinde bulundurur mu? Bu kitaptaki karakterimiz Dorian Gray; gözlerinde doğayı, teninde tüm güzellikleri taşıyor. Ancak ruhunda erdemi taşıyamıyor Dorian Gray. Sahi güzel bir teni de en büyük çirkinlikler saramaz mı, sarar işte. Halbuki yaşamın çirkin oyunuyla başlar her şey. İnsan kalıba bakayım derken ruhu,işlevi,amacı unutuyor. Zaten kalıp da boy göstermekten başka bir şeye yaramıyor. Bir süre sonra o kalıp da işlevsizliğinden dolayı çürüyüp gidiyor. Hele güzellik çok baş yoruyor, Dorian Gray'in kendi portresine aşık olup benliğini yitirmesi gibi. İnsan kendi portresine aşık olabilir miydi? Sahi aşık olduğu şey portre miydi yoksa sadece yitirilmesinden korktuğu bir kalıp mıydı? Peki, biz insanlar kalıplardan mı ibaretiz? Kalıpları kalıp yapan bizler değil miyiz zaten? Yani asıl korkmamız gereken kendimizi kaybetmek olması gerekmiyor mu? İşte bizler her zamanki gibi her şeye yetişip her şeyi kaybediyoruz. Çünkü her şeyin içimizdeki biz olduğunu unutup başka yerlerde, kalıplarda arıyoruz. Dorian Gray gibi başkasının sözlerinde kendimizi arıyoruz. Halbuki herkesin söyledikleri kendi benlikleriyle ilişkilidir ya da başkalarının dayattığı başkalarının benlikleri ile ilişkilidir. Son olarak kitapta hatırladığım kadarıyla "Herkesin içinde bir cennet ve cehennem vardır." diye bir alıntı geçmekteydi. Az olabilir, çok olabilir ama kesinlikle herkesin içinde bir cehennem var. Ben birine iyi ve kötü deme cürretinde bulunamam. Çünkü iyi ve kötü genel kavramlar değildir. Zamana ve kişiye karşı değişkenlik gösterir. Hem, iyi ve kötü nedir ki? Her şey bir kavram oyunu işte. Baştan başa bir şey olamaz insan. Benlik çokluklar üzerine kurulmuş birliktir. Ve zaten insan bir sayısına sığdırılamayacak kadar derindir.
Edebiyat Felsefe- Düşünce
Dorian Gray’in PortresiOscar Wilde · Karbon Kitaplar · 201999,3bin okunma
Halil Cibran
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2023 11:39
Öncelikle Halil Cibran'ın okuduğum 2. Kitabı bu kitap. Ve gerçekten Halil Cibran'ın değindiği konu hoşuma gitti. SUÇA SUÇLA CEVAP VERMEK Cezayı alan belki suçlu ama cezayı veren çok mu masum? Mesela bir hırsıza idam kararını veren Emir kişisi, o kişinin hayatını çalmış olmaz mı? Bir kadını zina yaptığı(mahrem sınırlarını aştığı) için çıplak şekilde taşlatan da mahremi gözler önüne serip suçlu olmaz mı? Kanunlar ne kadar kanun? Hatta KANUN ne demek? İşte bunu sorguluyorsunuz bu kitapta. FALSE NUMBER Din birçok birey için çok önemlidir. Kitapta anlatıldığı üzere Hristiyanlar dinleri için kilisedeki papazın dediklerini yapmalılar. İlerisini size Aamir Khan'ın Peeaky filmindeki False Number mantığıyla anlatacağım. İbadetler tanrıya giden bir telefon çağrısıdır, diyelim. O halde telefondaki kişinin bizi yanlış numaraya yönlendirmediğini nereden bileceğiz? Ya aradığımız numara False Number (Yanlış numara) ise... Ya Tanrının buyruklarını çıkarcı biri değiştirerek ya da kullanarak bize söylüyorsa... İşte Halil Cibran ise bu kitapta o papazların halkın alın terinden para kazanmasına değinip, Aamir Khan'ın deyimiyle False Number olduğunu kitaptaki Halil karakteriyle halka anlatıyor. Kitabın başında bir gönül sevdası üzerine ayrılan iki kişiden bahsediliyor. Evlilik biri için cennet diğeri için kafes olan bu çiftin ayrılmasına başta üzüldüm . Ancak kadın karakterin söylediklerini okudukça, onun o kafesin içindeki hislerini okudukça siz de kendinizi bir hapishanenin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Hapishane dört duvar arası değil, duyguların bastırıldığı yerdir. Ve en büyük hapishane de toplumdur. Çünkü sürekli yargılarlar. Sana nasıl yaşaman gerektiğini söylerlar fakat onların da yürekleri senin düştüğün pusuya düşebilir. Sürekli yaptıkların yorumlanır. Yaptığın ne olursa
Edebiyat Felsefe- Düşünce
Derin Akıl ve Derin YürekHalil Cibran · Ezr Yayıncılık · 2017139 okunma