Ayfer Tunç'un kalemi...
Kitabımız Aziz Bey'in yanılgılar ve arayışlarla dolu hayatını anlatıyor, hayat deyince uzun uzadıya değil az ve öz. Yaşananların aksine...
Aziz'in kalbinde biri var, Maryam. Maryam'dan başlayıp meyhanelerde tambur çalmayla devam eden bir hayat.
Aziz Bey'in zaafları, seçtiği yanlış yollar falan hepimizin başına gelebilecek şeyler. Hayatı deneyerek yanılarak yaşıyoruz. Bu noktada benim beğendiğim şeyler Tunç'un üslubu, okura düşünecek vakti vermesi ve hikayenin sonunu iyi bağlaması.
(çook içten yorumum: benzerini görebileceğimiz veya duyabileceğimiz olaylarla dolu bir hikaye. Aziz Bey, Türkiye'deki çoğu erkeğin evine tutumunu yansıtıyor sanki.)
Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.
Vaktiyle çok yakın olduğu, şimdi pek çoğu hayatta olmayan kimselere "Adeta efsunlandım," diye tarif ettiği o ânı hiç unutmamıştır. Sanki o an yaşadığı bir aşk değil, ilahi bir çağrıdır. Gördüğü şey bir çift göz değil, onu sıcak ama karanlık ve esrarlı bir aleme çağıran tuhaf bir yazgının ilk işaretidir. Bu alemin zehirli olduğunu çok sonra anladı.