Zelal Taş

Ömrümüz çelimsiz, kısa. Çabamız korkunç ama.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şüphesiz haysiyetle ilgisiz bir dünya bu. Ama galiba mezarımıza sadece haysiyeti götüreceğiz.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Alıntı
Sen istediğin kadar sabırlı ol, kendini ye, efendilikte ayak dire! Ne mümkün. Eloğlu seni zıvanadan çıkarmakta kararlı, hem de küstahça kararlıysa, elden ne gelir.
Sayfa 61 - Alaca·Kitabı okudu
Alıntı
Aynı şekilde, Erzurum toprağını gördükten, Doğu Anadolu’daki yeryüzü şekillerini, iyice dolaşıp, içime sindirdikten sonra, Aşık Veysel’in sesine daha çok tutuldum. Van Gogh’un sarıları Hollanda toprağının baskın renklerini taşıyor, bir yerde onlara katkıda bulunuyordu, onların arasında açılmış çılgın, sarılı çiçekler gibiydi. Aşık Veysel’in sesinde de Doğu Anadolu toprağının rengi, kıvamı, taşlı niteliği, köy evlerinin içinden geçen arklar, yüzükoyun yatarak su içen delikanlılar, genç kızlar vardı. Ahmed Arif’in şiirinde de, şiirini yaparken kullandığı araçlarda da, anlattığı yerlerin, yapıtına koyduğu hayatın çok tutarlı bir bileşkesini görüyorum. Özellikle destan türünde bunun nice önemli olduğunu anlıyorum Ahmed Arif’i okurken. Cesareti söylüyor Ahmed Arif. Yiğitliği. Bir pınar gibi, bir yeraltı suyu gibi, bir tipi gibi. “Dostuna yarasını gösterir gibi”. Yücelerde yıllanmış katar katar karın içinde yürüyor yalınayak ve ayakları yanarak.
Sayfa 19 - Alaca·Kitabı okudu
Alıntı
Onu bana hatırlatmayan ne var ki? Şu döşemeye baksam, taşların üzerinde onun yüzünü görüyorum. Her bulutta, her ağaçta o var. Geceleyin hava onunla dolu, her şeyde ondan bir pırıltı var; gündüzleri ise çevremde ondan başka bir şey yok, her yerde o! Rastladığım kadın ve erkek yüzleri, kendi yüz çizgilerim bile, bir benzeyiş içinde benimle eğleniyorlar. Bütün dünya korkunç anılarla dolu; nereye baksam, onun yaşamış olduğunu ve benim onu yitirdiğimi görüyorum! İşte Hareton, ölümsüz sevgimin, benim olanı vermemek için çılgınca didinmelerimin, düşüşümün, gururumun, mutluluğumun ve çektiklerimin canlı bir görüntüsü gibiydi.
Alıntı