"Tamam kardeşim, ben böyleyim; annemle kurduğum ilişki travmatikmiş. Ben de o yüzden böyleymişim." diyerek ömrünü tamamlarsa kişi içgörü de işe yaramaz. Son dönemin modası bu... "Ben aşırı duyarlı bir insanım, çünkü ebeveynimle kurduğum ilişkide şunlar şunlar yaşandı." deniyor örneğin. Tamam hepsinin doğru olduğunu varsayalım. Fakat hikayenin bundan sonrası sana ait ya... Sen kendi hayatının kahramanısın ya... Mecbur kendinle ilgili bir şey yapacaksın ya... İşte o zaman içine bakacaksın. Ve içinde bulduğunla, orada gördüğünle de bir şey yaratmaya çalışacaksın. Kendinden bir insan yaratacaksın.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Hepsi çok iyi, hepsi güzel de içinin ihtiyacınız sen önce kendi kaynaklarınla karşılamakla mükellefsin. Başka türlüsü olmuyor. Senin dolduramadığın yeri dünya doldurmuyor."
Kimi insan sevginin iyileştirici bir gücü olduğunu düşünür, bu sebeple de değişimin kendiliğinden olacağını sanır. Ancak burada derin bir yanılgı var. Şimdi bu şekilde ifade etmek beni üzüyor, çünkü öyle naif ve hoş ki...
Sevginin muhakkak ki iyileştirici bir gücü var ama insanın değişimi, dönüşümü içinden geliyor. Kastım şu; diyelim ki bir adamı sevdiniz, marazlarını gördünüz ve "Ben sevgimle onu iyi ederim" dediniz. Misal bu maraz, adamın kaosseverliği olsun. Siz de deyin ki; "O aslında kaosu ilişki zannediyor, ailesinde öyle görmüş; ben onu çok severim, sevgimle iyileştiririm." Sevginizin ona katkısı olur elbette ancak ne kadar katkısı olur bilemem. Çünkü değişim düğmemiz içeridedir ve bizden başka kimse ona basamaz. Sevgi o düğmeye basmaya yardım edebilir ancak, hepsi bu kadardır.