Ebeveynler olarak erken büyüdüğümüz, büyümek zorunda kaldığımız için, bazen kendi duygusal ihtiyaçlarımızı fark etmeden çocuklarımızla karşılamaya çalışabiliriz. Bu eksiği onların gidermesini, bu boşluğu onların doldurmasını bekleyebiliriz. ........ Ama anne babaların duygusal yüklerini taşımak, çocukların sorumluluğu değildir. Ebeveynlerden beklenen, bu sorumluluğu kendi yetişkin ilişkilerine taşımaları ve çocuklarını bu ağır yükten korumalarıdır. Çocukların payına düşense, kendi dünyalarını özgürce yaşayabilmektir.
"... Zavallı çocuk kendi derdini, sıkıntısını bile anlatamaz. Çünkü anlatırsa ebeveyni daha çok kaygılanacak, onu teselli etmesi gerekecektir. Bu, aslında ömür boyu yalnızlık anlamına gelir. Anne babasının kaygıları da kendi sıkıntıları da çocuğun sırtındadır çünkü... Çocuk ebeveynine kıyamaz, onun için üzülür. Anne-babanın çocuksu bir biçimde yaşadığı kaygı, hissettiği çaresizlik yüzüne yansır ve çocuk onun annesi ya da babası olmaya başlar. Erken yetişkinliğin ilk adım sesleridir bunlar... Artık çevresindekilerin iyi ya da kötü hissetmesinden sorumlu olduğuna inanır."
... Saklanmayı, savaşmayı ve kaçmayı bırakmak korkutucu bir şeydir çünkü bıraktığınızda göreceğiniz ilk şeylerden biri, saklanmanın, savaşmanın ve kaçmanın neden olduğu hasardır.