Kolay imân bir inkâra dönüşebilir. Ama çile çekilerek erilen inanç, inkârların fırtınasına dayanıklıdır. Zelzele geçirmis, sel baskınına uğramış, rüzgârlarla sarsılmıs, fakat yine de yerinde sapasağlam duran bir yapı ile her türlü dış etkiden uzak veya mahrum tutulan bir yapı bir midir?
Hakikat ruhumuzun kulağına fısıldayarak der ki: boş durma insanoğlu, imânını imtihan ettir. İbrahim ol, inkârların ateşine bulan, ama yanmamak şartıyla insanoğlu. Yusuf gibi eşyanın karanlığına in ve orada da Allah'ı anmayı unutma. El kervanlarına katıl, düşünce ve sanat oymaklarını kelebek gibi değil, arı gibi dolaş, karınca gibi bilgi harmanlarını arşınla. Ta çıktığın noktaya döndüğün zaman mâna gelini kendini sana teslim edinceye kadar.
“İstanbul’da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana âşığım: İşte 1942 senesinin 21 Haziranı’nın gece yarısından sonra saat üç buçukta uyanık, beyaz şimşeklerin çaktığı, yağmurlu bir gecenin sana tebliği:”
Sayfa 65 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Kurabiye·Kitabı okudu
“Çok güzel yer. Huzurlu.”
“Bu aralar tam da ihtiyacın olan şey, değil mi Zerda?”
“Huzur mu? Evet. Senin olmuyor mu?”
“Huzura ihtiyacım mı?”
“Evet, huzura.”
“Sen varsın.”
Demek şimdi gidiyorsun;
Sonunda bizi de çökertiyor
Bu kancık zelzele!..
Demek şimdi gidiyorsun;
Yıkılan bir duvar gibi
Ömrüme devrile devrile...
Demek mecburi istikametlerin,
Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında;
— Oy benim yaralım... maralım —
Demek şimdi gidiyorsun,
Ve bana bir tek seçenek kalıyor:
Güle güle!.. Güle güle!..
Beni öldürüyorsun, git...
Kalmasın sende kahrım, kalmasın derdim...
Bakma, git!
Kafamı yumruklayıp ardın sıra ağlarsam, namerdim!..