Kitapları ve şiiri severim ve en ufak vakit bulduğumda okumuşumdur. Ama şimdiye kadar hiç onlar hakkında sizin gibi düşünmedim. Bu yüzden de onlar hakkında konuşamam. Yani haritası
ya da pusulası olmadan yabancı denizlere sürüklenmiş gemi gibiyim. Ama şimdi artık ben de yönümü bulmak istiyorum. Belki siz beni doğru yola sokarsınız.Konuştuğunuz bütün bu şeyleri nerden öğrendiniz?
Bilim adamlarını pirelerin böyle çok farklı yükseklikte zıplaması harekete geçirir. Deney amaçlı birkaçını toplayıp 30 cm yükseklikteki bir cam kavanozun içine koyarlar. Ağzını da cam bir kapakla kapatırlar.
Kavanozun zemini ısıtılır. Isıdan rahatsız olan pireler hoplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düserler. Düştükleri zemin sıcak oldugu için tekrar zıplarlar, başlarını cam kapağa vurarak yine cam zemine düşerler. Pireler camın ne oldugunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engelledigini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı ögrenirler. Artik hepsinin 30 cm zıpladıgı görülünce deneyin ikinci asamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Kavanoz içindeki tüm pireler esit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde artık cam kapak engeli yoktur, daha yüksege zıplama olanakları vardir ama buna hiç cesaret edemezler.
Kafalarini cama vura vura ögrendikleri bu sınırlayıcı ‘hayat dersi’ ne bağlı halde yasarlar. Pireler isterlerse kaçma imkânına sahiptirler ama kaçamazlar. Engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dıs engel (cam) kalkmıstır ama (burada 30cm’den fazla zıplanamaz inancı) kafalarındaki iç engel varlıgını sürdürmektedir. Bu pire deneyi canlıların neyi basaramayacaklarına güzel bir örnektir. İnsan pozitif yada negatif beyin eğitimi ile neyi başarıp başaramayacağına aslında kendisi karar vermektedir. Beyin şartlandığı hedefi kitlenmiş füze gibi tam on ikiden vurur.
Çevrenize baktığınızda böyleleriyle çokça karşılaşırsınız. Bu kişiler geçmişte kendisinin yapamadığı veya kendisine yaptırılmayan şeyleri başkasında görmeyi çok kabul edilemez bir durum olarak olarak görürler. Bu algıyı degiştirmek o kadar kolay degildir. Bunun
'Senden bir şey olmaz ' denilen herkesin bir gün çok başarılı olduğunu iddia etmiyorum ama bugün çok başarılı olmuş pek çok kişinin geçmişte 'boşuna deneme olmayacak 'cümlesini en az bir kez duyduğuna eminim .
Alman filozof Shopenhaur'e göre bir gerçeğin doğumu üç aşamadan geçer : Önce alay edilir sonra şiddetle karşı çıkılır , en sonunda da "zaten böyle olacağı biliniyordu " diye kabul edilir !