Hindistanda yabani bir fil yavrusu yakalandığında kalın bir zincir ile kalın
bir ağaca bağlanır. Yavru fil kaçmaya çalışır ama kaçamaz. Zamanla kaçma denemelerini bırakır. O ağaçtan hiçbir zaman kurtulamayacağına inanır. Esareti öğrenmiştir artık.Bu aşamada ayağındaki zinciri ağaçtan sökerek, bir odun parçasına bağlarlar. Yavru fil her yürüyüşünde o odunun peşinden geldiğini görünce, hâlâ o ağaca bağlı olduğunu ve hiçbir zaman bağlı olduğu ağaçtan kurtulamayacağını düşünerek kaç-
ma girişiminde bulunmaz. Çevrede dolanır ama kaçmaz.Başlangıçta yavru filin kaçabileceğine inancı vardır ama kaç-
ma imkânı yoktur, ikinci aşamada ise kaçma imkânı vardır ama kaçabileceğine olan inancını kaybetmiştir. Çaresizliği öğrenmiş, kaçmasının kendi ellerinde olduğuna inanmamıştır. Bu, öğrenilmiş çaresizliktir!
Yirmili yaşlarda hayallerimiz vardır imkânlarımız yoktur, kırklı yaşlarda maddi imkânlara kavuşuruz ama hayallerimizi unuturuz. Gençken iç engelimizi aşar, dış engele takılırız, zamanla dış engel ortadan kalkar, bu defa iç engellerimize takılırız. Meydan bulur, at bulamayız, at bulur meydan bulamayız!
"Afrika'da her sabah bir ceylan uyanır.
En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa ona yem olup
öleceğini bilir. Afrika'da her sabah bir aslan uyanır, en yavaş ceylan-
dan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa açlıktan öleceğini bilir. Aslan
ya da ceylan olmanızın önemi yok, yeter ki her sabah kalktığınızda
koşmanız gerektiğini bilin.'