Çatısı paslanmış , bacası yarı yarıya yıkılmış, etrafındaki arazinin otlar tarafından kaplandığı son derece çirkin ve bakımsız bir hastane yer alır bir taşra kasabasında. Bu hastanenin bir ek binası vardır ve bu binanın durumu harabe denilecek kadar feci durumdadır. Binanın içinde paçavraya dönmüş hasta elbiseleri varlığını inkar edecek duruma gelen yataklar döşekler bulunur. Tüm bunlar etrafa öylesine kötü bir koku yayar ki akıllı bir insan bir kaç dakikadan daha fazla tahammül edemez bu kokuya .
Bu hastanenin "Nikita" adında bir bekçisi vardır .Bu adam özünde iyi saf olmasına rağmen aklı kıt biridir ve hastaların üzerindeki otoritenin yalnızca nereyi vuracağı belirsiz olan yumruklarla sağlanabileceğini düşünür .
Evet, bu hastanenin hastaları da vardır .Eğer biraz cesaretli olup hastanenin binasından içeri girerseniz kolaylıkla Altıncı Koğuş " u bulabilir ve yere vidalanmış yataklar ve bu yatakların üzerinde hastaları bulabilirsiniz . Akıl hastalarını (!)
Beş kişiden oluşan Altıncı Koğuş ekibinin her birinin orda olmasında bir hikayesi bir nedeni vardır. Ayrı ayrı hepsinden bahsetmeyecez ama aralarından biri bizim için önemli bir karakter ve bunun hakkında bir şeyler söylememiz gerekiyor.
"İvan Dimitriç" yaşamının büyük çoğunluğunu zenginlik ve refah içinde içinde geçirirken yaşadığı bir takım ailevi olaylardan dolayı bir anda yoksulluk içerisine düşmüş,bu yüzden üniveristeyi yarıda bırakmak zorunda kalarak çalışmak zorunda kalmıştı . Eskiden kitaplara son derece ilgili okuyan , düşünen bir bireyken yaşamın onu sürüklediği konum karşısında bu ilgisini kaybetmişti. Daha kötüsü İvan Dimitriç bu yeni hayatının ağırlığını kaldıramayarak aklını kaybetmeye başlamıştı .Sürekli olarak üzerinde bir baskı hissediyor, her an birileri tarafından gözetlendiğini düşünüyor ve kasabada
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!