İşitilen şey, görülen şeyden daha dehşet verici olabiliyor sanki. Sadece sözcükler ölüm gerçeğini kesinleştirebilir. Biri o öldü demediği sürece hala bir umut vardır.
Çocukluk dikeydir. Yukarıya doğru büyürsün, boyun bahçedeki güllerinki kadardır, herkes sana her yıl ne kadar büyüdüğünü tekrar edip durur, baban seni havaya kaldırır, parmak uçlarında yükselirsin, herşey kıpır kıpır hayat ve hareket doludur, yatmak istemezsin, ancak zorla yatarsın. Yaşlılık yataydır. Azıcık dinlenelim, öğleden sonra uzanalım, kanepeye şöyle bir uzanacağım sadece, çünkü belim... Yaşlılık uzun süreli, belki de sonsuz bir yataylığa alışmaktır.
Dünyayı değiştiremeyiz ve çoğu zaman insanları da değiştiremeyiz. Her seferinde bir lokmadan fazlasını yiyemeyiz. O yüzden de elimize bir fırsat geçince yardımcı olabilmek için gerekeni yaparız tatlım. Elimizin erdiklerini kurtarırız, elimizden geleni yaparız. Sonra da kendimizi bu kadarının yeterli olacağına ikna etmenin bir yolunu buluruz. Böylece kusurlarımızla ama boğulmadan yaşayabiliriz.