Adem Havvasız eksiktir. Adem topraksa Havva hayat.
Havva olmadan şu dünyanın bir avuç toprağının manası olmaz. Öyle güzel bir dille anlatmış ki Twain, Havva bıcır bıcır, etraftaki her şeye isim veriyor, renklerle ve başka şeylerle uğraşıyor. Günün sonunda herkes Adem gibi yaşayabilir, tekdüze, sıradan, hayatta kalacak kadar. Zor olan Havva olmak, ve hatta kendi Havvanı bulabilmek.
Herkes hayat hayatta kalır ama herkes yaşayamaz. Adem dünyayı Havva gibi renkli göremez, Havva olmasa renkten haberi bile olmaz. Havva hayattır, iyisiyle kötüsüyle. Hayat o cennet bahçesinin huzuruyla dolu olduğu kadar elmayı yediren şehvetin cezası gibi ağırdır da. Adem'e kalsa ağaca hiç dokunmazdı, ama Havva hayatın ne demek olduğunu öğrenmek istedi. Günün sonunda hepimiz Havvayız. Arzularımızın oyununa gelip hatalar yaparız. Olsun, anneye çekmişiz. :)
İnsanoğlu kusursuz olsaydı Havva o elmayı yemezdi zaten. O elma yenmemiş olsaydı bugün burada olmazdık. Hatalar hayatın en güzel parçası, belki biraz yabancı, ama demem o ki başta Havva da Adem'e yabancıydı. Şimdi bir dünya dolusu çocukları var.