Kült eser
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Gerçekten hayatımda okuduğum en akıcı tarihi romanlardan biri… Neron döneminde, roma da, hristiyanlık yeni yayılırken geçen bi aşk hikayesi gibi gözükse de aslında çok daha derin bi kitap. Tabi ki zerafet hakemi Petronyus kitabın baharatı gibi. Kitapta her karakter ayrı bi kitleyi temsil ediyor sanki. Şiir ve şarkılara bağlı ancak karakteri zayıf ve korkak bir imparator Neron.. Romanın rezil düzeninde değişimin simgesi Vinikyus.. Yağcıları temsil eden Targenius Ve her toplumda bulunan toplumu aşağı çeken Kilo.. (sonunda o bile aşağılık düzene dayanamaz) Ve tabi ki zekasıyla ve kurduğu dengeyle, hayatı yaşamayı bilen Petronyus inanılmaz Roma aslında bizim toplumumuzun ataları gibi. Okurken sanki bizim toplumdaki uçları ve karakterleri okuyorsunuz. Fazla ayrıntıya girmek istemiyorum ama. İnanılmaz akıcı müthiş bi hikaye Ve o müthiş son quo vadis nereye gidiyorsun!
Quo Vadis?Henryk Sienkiewicz · Cem Yayınevi · 1997266 okunma
Zerafet
Puan vermedi·
Günümüz dünyasında bu kitaba göre yaşamak aşırı zor bir şey. Kitapta bahsedilen davranışlar günümüz dünyasında aptallık veya saflık gibi görülüyor ve ona göre muamele görülüyor. Yalnız daha ilk dakikada bile kendimde ne kadar çok eksiklik varmış bunu fark ettim ve bundan sonra daha dikkatli olmaya ve davranmaya çalışacağım. Gayet anlaşılır ve akıcı, her kesimden kişilerin anlayabileceği bir kitap olmuş. Çoğu insanın okuması gerektiğini düşünüyorum
Kitap Alıntısı
Zarafet Görgü ve ProtokolSuna Okur · Çalıkuşu Kitap · 201823 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
#pandadiyorki Hamnet Bu 1580'lerde, Stradford'daki Henley Caddesi'nde yaşayan bir çiftin ve çocuklarının hikayesi. Susanna, Judith ve Hamnet. Yazarın o kadar temiz ve akıcı bir üslubu var ki daha elime alır almaz beni büyüledi. Bir anda kendimi 16.yüzyıl kırsallarında buluverdim. Tepeden esen rüzgarı bile hissettim sanki. Bu hikayede iki zaman aralığında gidip geliyoruz. Birinde Shakespeare ve Agnes'in tanışma ve evlilik sürecine şahitlik ederken diğerinde bir hastalık, bir kayıp ve meşhur Hamlet eserinin yazılma sürecine ortak oluyoruz. Her şey o kadar detaylı ve zekice kurgulanmış ki. Evet bir kurgu roman okuyoruz fakat şuan bütün okuduklarımın aynen bu şekilde yaşandığına yemin edebilirim Eğer bu kitaba, Shakespeare odaklı bir okuma beklentisi ile başlıyorsanız, hayır, bu esasında Agnes'ın hikayesi. Onun iç dünyası, onun acısı, onun yası. Burada Shakespeare, Agnes'ın kocası, Latince öğretmeni veya eldivencinin oğlu olarak anılıyor sadece. Varoluşsal sancılarının, durdurulamaz yaratma isteğinin ve melankolisinin arasında sıkışmış vaziyette. Onu hepimizin tanıdığı halinden ziyade bir oğul, bir aşık, bir baba olarak okuyabilmek benim çok hoşuma gitti gerçekten. Fakat kitabın çoğunda Londra'da kendi dünyasında. Bu yüzden Agnes hep tek başına mücadele eden, herkesi kanatları arasına alan müthiş bir ruh olarak karşımıza çıkıyor. Sadece bir bakışı ile insanın geçmişini, gelecegini ve ta içini görebilen çok özel bir ruh Agnes. Onun acısındaki zerafet ve ruhani boyut, insanın kalbine bir ok gibi saplanıyor. Gözyaşlarımı tutmakta öyle zorlandım ki. Kendinizi bir anda Agnes'ın yerine koyuyor, o kor gibi acıyı hissediyor ve bu yükün ağırlığı ile başbaşa kalıyorsunuz. Ve o final... Ögretmen, eldivencinin oğlu veya Agnes'ın kocası. Tüm bu sıfatlara ek olarak ilk kez
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Puan vermedi·552 syf.··
2026 13. kitabı
Sevdiğim Rus edebiyatına, klasikler dışında bir pencereden bakmak ve buna Amerikalı bir yazarın kaleminden ulaşmak farklı bir tecrübeydi, güzeldi. Başlarda bahsi geçen eserlerin izini sürecek olursak; Montaigne'nin Denemeler'ini okuduysanız, Puşkin'in kelemini seviyorsanız kitap daha bir keyifli oluyor. Satırlar Denemeler doluluğunda, Puşkin akıcılığında derim. Kont Rostov'un tam bir beyefendiye yaraşır yaşamına konuk oluyoruz. Konu 1922 yılının Rusya'sında başlıyor ve devrim sonrası Sovyetler Birliği'nin toplumsal ve siyasi değişimlerini arka planda işliyor. Bu tema etrafında akan olaylarda, dönemine ışık tutarken okuyucuyu sıkmadan, yumuşak dokunuşlar hakim oluyor. İşlenen konunun ağırlık merkezi Romanın ana karakteri Kont Aleksander Rostov'un yaşamı ve hayat felsefesi. Rostov'a 1922 de Bolşevik rejimi tarafından ömür boyu hapis cezası verilmesi ve Moskova’daki lüks bir otelde yaşamaya zorlanması ile ana karakterimizin hayatı değişir. Başta zor ve çöküş gibi görünen bu durum, zamanla Rostov'un yaşamı, insan ilişkileri ve hayatın anlamı üzerine derin bir yolculuğa evrilir. Buradaki "Bir insan koşullarına hükmetmezse, koşulları ona hükmeder." felsefesi muazzamdır. Özgürlük, sabır ve zerafet üzerine düşündürücü, benim zevkle okuduğum bir kitap oldu. Bilinçle yaşanmış kaliteli bir hayat ne çok şey ifade eder. Yalnız söylemek isterim ki, kitabın ritmi hep sakın ilerliyor. Aksiyon arıyan okuyucuya hitap etmeyebilir.
Moskova'da Bir BeyefendiAmor Towles · Hep Kitap · 2018311 okunma
10/10
·208 syf.··
2026 19. kitabı
#pandadiyorki Kintsugi Evi Boşandıktan sonra anne evine dönen Yuuko, işi nedeniyle kızından bir süre uzak kalmak zorunda kalır. Bu sırada büyükannesi ile yaşayan lise çağındaki Mao ise geleceğiyle ilgili seçimlerin eşiğindedir. Ailenin sessiz taşıyıcısı büyükanne Chie, herkesi bir arada tutmaya çalışırken kendi içindeki kırık parçaları da saklamaktadır. Mao’nun, büyükannesinin Kintsugi sanatına ilgi duymasıyla birlikte geçmişin kapıları bir bir aralanır. Büyükanne ve torun arasında Kintsugi sayesinde gelişmekte olan bu özel bağ, onları Chie’nin son bir kez görmek istediği ve çocukluğunun geçtiği o köye götürecek, Chie'nin senelerdir eksikliğini çektiği o parçanın peşinde nostaljik bir yolculuğa çıkaracaktır. "İyi Hisset Serisi" yine harika bir hikayeyle kalbimi fethetti.Bu sefer Omoriki'de üç kuşağın yaşadığı bir eve konuk oldum. Bu üç harika kadını birbirine bağlayan ise Kintsugi. Japonya’ya ait bir sanat olan Kintsugi'de kırılan seramikler altınla onarılır. Bu yöntemde kırıklar saklanmaz aksine görünür hale getirilir ve değerli kılınır. Yazarın bu sanatı ve altında yatan felsefeyi anlatışı öyle huzurluydu ki, kendimi Chie ve Mao ile o atölyede kollarımı sıvamış bir şekilde hayal edebildim. Gerçekten Japon kültürü beni bir kez daha ele geçirdi; acılarında ve hüzünlerinde dahi öyle bir zerafet var ki hayran kalmamak elde değil. Hem bu kadar sakin bir yapıda olup hem de bu kadar kalbe işleyen mesajları olması insanı öyle sarsıyor ki. Bağırmıyor, döküp yıkmıyor ama gözlerinizi doldurmayı, ruhunuza sarılmayı başarıyor. Mao'nun geleceğine dair kaygıları, anneannenin geçmişine özlemi, annenin kendinden ve hayatından verdikleri... Ah hele o kimono parçası sahnesi. O satırları okurken hissettiklerimi unutmam mümkün değil. Bir gün hepimizin zamanı dolacak bu dünyada fakat
Kintsugi EviHoshio Sanae · Athica Yayınları · 202644 okunma
Hodbinler Her Devirde
Puan vermedi·166 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 11:09
Bulgaristan'daki misafirlik, rica etti Bey'in tembel hali zengin bir dulla evlenme ve hayal kırıklığı, filozof Mehdi,... ".... Biz bugün 35 yaşında olanlar vatana ve halka karşı inkar ve ilhadın (dinsizliğin) en asil bir medeniyeti felsefesi adeta bir teselli telakki olduğu bir devirde doğduk yaşadık ve okuduk..." Yazarın hikayeleri yukarıdaki hayat görüşü altında yazılmış hikayeler. İkdam da 1913...1922 arası yayımlanmış hikayelerinden oluşan bir kitap. İfadeleri gayet detaylı bazı kelimeler anlaşılmakta zorlanılsa da bir zerafet ifade üslup da bir güzellik var. Yoksulluk işgal ve kurtuluş günlerinde topluma ayna tutan bir yapıda. Bir yanda vatanperver insanların mücadelesi Anadolu insanının malından canından vazgeçerek çektiği acılar, diğer yanda hot bin serseri Batı aşığı bir yaşantı .Bu çerçeveden ibretle okunması gereken hikayeler. İlk hikayede Bulgar köyündeki hiçbir millete mal edilemeyecek ve Aslı olmayan iffetsiz bir adet çok yakışıksız olmuş. O yıllara ait toplumu tanımak isteyenlerin keyifli okuyacağı bir kitap.
HikâyelerYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 2012174 okunma