7/10
·496 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:04
Kitap hallac i mansurun hayatini ve tasavaffu polisiye roman olarak anlatiyor. Dinlerin yahudilik hristiyanlik islam hinduizm zerdust tao ve mani gibi dinlerin hepsinden bahsediyor ve ortak noktalarina dikkat cekiyor. Bilim dini ispatliyabilir mi , kuantum fizik ve dinler arasinda ki kesismeleri gozler onune seriyor. Tasavvufun temellerini enel hakk hakkinda bahsettiginide goruyoruz. Hallaci mansurun hayati cok duyguluydu benim icin etkilenmemek elde degil. Kitap guzeldi. Bu konulara merakiniz varsa tavsiye ederim
NigahdarBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 20261,761 okunma
Bir kuple spoi içeriyor olabilir :)
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 226. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 15:55
Böyle Göçtü Zerdüşt kitabının yazarı Farhad Kishvery, Zerdüştlük inancı ve İran mitolojisi üzerine yazdığı tarihsel ve biyografik romanlarıyla tanınan bir yazardır. Günümüzden yaklaşık olarak 3500 ila 4000 (MÖ 2 bin yılı ortaları ile MÖ 6 yy arası) Zerdüşt tarafından kurulduğu bilinen Zerdüştlük dini ve Zerdüşt'ü yine o topraklarda doğmuş bir yazarın kaleminden okumak için Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabından önce bu kitaba başlamak istedim. Evet yazarın dili sade ve bu da kitabı okumayı kolaylaştırıyor ancak ya çeviriden ya da yazarın anlatım biçiminden bölüm geçişlerinde kopukluklar hissettim. Kitaba başlamadan önce mutlaka her kitabın arka kapağındaki yazıyı okurum. Böyle Göçtü Zerdüşt kitabının arka kapağının son kısmında da her ne kadar ülkesinde çok tartışılan bir kitap olduğu belirtilmişse de maalesef ben bu etkiyi alamadım. Zira kitaba başlarken ki beklentim felsefi diyaloglar, insanı düşünmeye ve sorgulamaya sevk edecek anlatımların olacağı düşüncesiydi fakat dümdüz, biyografi tadında anlatılmış bir kitap buldum karşımda :) Kitabın içeriğinden biraz bahsedecek olursam da; Zerdüştlük dini gelmeden önce bölgenin insanları "Zürvan'a (İran mitolojisinde dünya yaratılmadan önce var olan tek güç, Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta'da ise zaman olarak geçer) inanıyorlar ve Zürvan'ın önce dünyayı daha sonra da Ahuramazda (iyilik,ışık tanrısı) ve Ehrimeni (kötülük, karanlık tanrısı) ve en sonda da insanları, hayvanları, bitkileri yarattığına ve onlara doğum ve ölümü verdiğine inanıyorlar. Bir gün kutsal mabetlerinde Ehrimenin yaratmış olduğu kötü ve küçük varlıklar (şeytan,iblis) olan Divlere kurban edilecek olan ineğe işkence edilerek kanının akıtılması Zerdüşt için olayların başlangıcı oluyor (tapınağa girmiyor, ayinlere katılmıyor) çünkü hiçbir canlıya kurban adı altında eziyet edilmesini istemiyor bunun
1000Kitap
Böyle Göçtü ZerdüştFarhad Kishvery · Sonsuz Kitap Yayınları · 2009108 okunma
Reklam
para-psikoloji ve carl gustav jung
9/10
·560 syf.··
2026 193. kitabı
·
59 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
“normal insan hayatta metafizik hiçbir şeyin olmadığı hayaline kapılınca tek bir metafizik olayı unutur; ölümünü.Bilinçdışının Keşfi kitabında bulunan c. g. jung'a ait cümle. psişik yeti ve mental sağlık arasında hassas bir ibre var... =) kim bilebilir? zihnin gizilini çözebilmek ne mümkün, bilmek kişiye özgü deneyimledir, kesinlikse bilmenin ufkundaki keskin çizgi. bedensiz varlıklar, öte alem, duyu ötesi algı sürekli olarak ilgimi çeken konular oldu. bu kitap da parapsikolojinin alanlarını içeren bir kitap aslında, ruhlarla konuşma, istemli imge yaratımı diye bahsedilen, parapsikolojinin duyu dışı algılama alanına karşılık gelir.kitap, kolay anlaşılabilen bir kitap değil. kitapta c. g. jung, istemli imge yaratımlarında dini ve tarihi kişiliklerin ruhlarıyla ve kendi ruhuyla, bu kişiliklerin simgesel anlamlarına karşılık gelen figürlerle mizansen içinde konuşuyor. tümü uyanık haldeykenki düş gücünün, imge yaratımı. toplumsal bilinçdışı ve bireysel bilincin derinliklerinde bulunan, rahatsız edici olan tüm o ışıksız, gölge yönleri okurken içte reddedilen her şey zihin gözünde. ikilikler tanrı-şeytan, kötü-iyi, yukarı-aşağı, siyah-beyaz... zıtların bir-leşimi. kötünün zorunlu kabulü, yalnızca iyiyi alarak gölgeye yani zıddı olan kötüye istemsizce dönüşülür demekte, kaçınılan şey büyür ve kişinin iç cehennemini, oradaki yerini kalıcı kılar, demekte. kitabın çeşitli yerlerinde zerdüşt'e atıf var. bir çeşit çözülme, dönüşüm, kaybolma, çöküş, karanlıkla yüzleşme ve farkındalık aşamalarındaysanız kendi benliğinizin, bilişinizin, kökünüzün, bir şeyler hem çatırdıyor hem birleşiyorsa içeride, okumak için en uygun zamandır bu kitabı diye düşünüyorum özümseyebilmek için.
Kırmızı KitapCarl Gustav Jung · Kaknüs Yayınları · 20141,007 okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2026 10. kitabı
Kimilerinin her şeyin bittiğini sandığı, kimilerinin de yeni bir hayatın başladığına inandığı yerde, yüksek duvarlarla gözlerden gizlenmiş eski bir mezarlığın sessizliğinde Aynalı Baba. Ayna parçaları taktığı sarığı ve cübbesi, teneke parçaları iliştirdiği pejmürde kıyafetiyle tam bir tezat teşkil eden vakara sahip yaşlı bir adam. Ve Raci.. Pozitivizm ve maneviyat arasında sıkışıp kalmış huzursuz bir genç. Osmanlı'nın son dönem aydınlarından Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Amak-ı Hayal isimli kitabında buluşturmuştur bu iki karakteri. Kitap, okuru, mürşid-i kamil olan Aynalı Baba rehberliğinde irfana uzanan gizemli bir yolculuğa davet eder. Raci, yolculuğun sonunda hayallerin derinliklerinde kaybolmanın aslında kendini bulmak olduğunu keşfedecektir. Amak-ı Hayal konusu itibarıyla bir seyri sülûk kitabıdır. Ancak yazım türü olarak hangi kategoriye girdiği tartışma konusu olmuştur. İlk tasavvufî roman olduğunu söyleyenler çoğunlukta olsa da içerisindeki Buda, Zerdüşt, Brahman, Platon gibi İslam dışı unsurların varlığı onu alışılmış bir tasavvuf kitabı olmaktan çıkarmaktadır. Üslup açısından ise her ne kadar roman türüne yakın görülse de modern roman kriterlerine tam olarak uymamaktadır. Bu bakımdan Amak-ı Hayal ne tam bir roman ne de tam bir hikaye kitabı sayılabilmiştir. Muhtevası ise ne sadece tasavvuf ne de sadece felsefedir. Anlaşılan o ki Darulfununda felsefe hocalığı yapan ve tasavvufla iç içe bir hayat yaşayan yazarın bu kitapla amacı, felsefî, tasavvufî ve ahlâkî konulara ait görüşlerini okucuyu sıkmadan bir kurgu dahilinde aktarmaktır. Roman tekniğini ise sadece bir kılıf olarak kullanmıştır. Amak-ı Hayal iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Raci ve Aynalı Baba'nın tanışmasına ve Raci'nin rüya aleminde
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,3bin okunma
7/10
·344 syf.··
2026 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 12:45
#kitapyorumu #böylebuyurduzerdüşt #alsosprachzarathustra Uzun yıllardır neden öteledim diye hayıflandığım bir kitabın yorumuyla geldim. Çoğu kişi dini yargılarla kitabı değerlendiriyor ancak kitabı dinsel bir deneyim olarak tanımlamak imkansız çünkü ana fikri "tanrı öldü". Zerdüşt (nietzsche), 10 yıllık yalnızlığından çıkıp Tanrı'nın öldüğünü haykırdığında, aslında bunu kastetmiyor. Daha ziyade, hayatta anlam bulmaya açılan bir kapı olarak Tanrı kavramının öldüğünü ve hayatın anlamının dini ibadette değil, gerçek insanlığın bir örneği olan benlikte bulunması gerektiğini kastediyor. İnsanın kendi değerlerini yarattığı en yüksek durumunu temsil eden benlik aynı zamanda insanın kendisinin güçlü bir efendisi olmasını sağlar. Zerdüşt'e göre, insanın bu versiyonu henüz mevcut değil, ancak gelecek nesillerde nasıl yetiştirilebileceğinden bahsediyor. Kitapta, Zerdüşt'ün sadece öğrencilerine üstinsan durumuna ulaşmanın yollarını vaaz ederken değil, aynı zamanda kendisinin bu duruma ulaşma yolculuğunu da okuyoruz. Deve, aslan ve çocuk tarafından temsil edilen ruhsal dönüşüm evreleri oldukça ilgi çekiciydi. ilk aşama olan deve, insan varoluşunun yüklerini taşımayı temsil eder ve onu bir sonraki aşama olan aslana taşır. Deve, varoluşun ağırlığını taşıyarak ve özünde çölde kendini dışladıktan sonra, bildiği geleneksel erdemlerden kurtulmak istediğini anlar. Bu noktada devenin iki seçeneği vardır. Ya nihilizm yolunu tutabilir, ya da dinin geleneksel değerlerini reddetmiş olan şimdiki yaşamda kendi değerlerini ve anlamını yaratma yoluna gidebilir.Aslan evresi burada devreye giriyor. Üstinsan haline ulaşabilmek için birey nihilizmi reddetmelidir ki aslana dönüşebilsin. Aslan, kendinin efendisi olarak yeni bir hayata başlamayı seçtiğinde çocuk evresi ve nihai olarak üstinsan evresi
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Doğan Kitap Yayınları · 202147,5bin okunma
kevnar im; ji bav û kalan Zardeştî me
Puan vermedi·74 syf.··
2026 99. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 21:40
Cigerxwin’e göre “Zerdeşt” kelimesi Kürtçede “zar” (lisan,dil) ve “deşt” (doğru, düz) sözcüklerinden oluşur. Bu bağlamda Zerdeşt, “doğru söyleyen”, yani doğruyu dile getiren peygamber anlamına gelmektedir. Bu ifade aslında onun öğretisinin bir nevi özüdür. Milattan önce 660–583 yılları arasında, Medler içerisinde yer alan Magi aşiretine mensup olan Zerdüşt, daha küçük yaşlardan itibaren çevresindeki yanlışlara karşı çıkan bir karaktere sahiptir. 30 yaşından sonra yaklaşık 7 yıl süren bir sessizlik dönemine girmiştir. Bu dönem, diğer büyük dinlerde de görülen bir tür “hazırlanma” süreciyle benzerlik göstermektedir. Ortaya koyduğu öğretileri ise ilk 10 yıl boyunca sadece kuzenine kabul ettirebilmiştir. Bu durum, bütün öğreti ve dinlerde;geleneksel toplumlarda yeni bir düşüncenin toplumda kabul görmesinin zorlugunu da açıkça ortaya koyuyor. Zerdüşt’ün, kendi toplumunun birçok uygulamasına karşı çıktığı ve öğretisinin bir reform hareketi niteliği taşıdığı söylenebilir. İnsan eylemini, üretkenliği ve yaratıcı gücü merkeze alan bir anlayıştır. Bu yönüyle Zerdüştlük sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda insanı sorumluluk almaya çağıran bir düşünce biçimidir. Zerdüştlük günümüzde bile çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. Özellikle bazı Müslümanlar tarafından “ateşe tapanlar” olarak adlandırılmaları bu yanlış algının bir sonucudur. Oysa Zerdüştlük öncesi ilkel inançlarda güneş, gök,su, ay, rüzgâr gibi unsurlar nasıl birer doğa gücü olarak görülüyorsa, ateş de benzer şekilde bir sembol ve kutsal unsur olarak değerlendirilmiştir. Yani burada söz konusu olan doğrudan tapınma değil, bir anlam yüklemedir. Günümüzde bu inançtan kalan en belirgin örneklerden biri olarak Nevruz’da gelenek olarak süre gelen ateşin yakılması gösterilebilir. Milattan önce 612 yılında Medlerin
Zerdüşt ve ÖğretisiA. Medyalı · Koral Yayınları · 199230 okunma
Reklam
Reklam