Zerdüşti
Zerdüştlük tek tanrı, cennet, cehennem ve yargı günü gibi kavramları tanıtmıştır. Bu kavramlar Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam ile uyumludur. Zerdüşt hakkında bilinenlerin çoğu, Zerdüşt dinî metinlerinin bir koleksiyonu olan Avesta'dan gelir
Sayfa 163 - TİMAŞ Yayınevi, İstanbul, 2025
Din
PEYGAMBER ZERDÜŞT
Zerdüştlüğün kurucusunun hayatı hakkında bir Avesta - eski Pers, şimdiki İran ve Afganistan'ın etnik gruplarından biri- olması dışında çok az şey biliniyor. Geleneğe göre, Zerdüşt MÖ yedinci yüzyılda doğdu ancak şimdi genel olarak onun çok daha önce, muhtemelen MÖ 1700 ile 1300 arasında yaşadığı kabul ediliyor. Zamanının çoktanrılı din ortamında yetişti ve öğretilerinden, daha sonra Hinduizm hâlini alacak Hint dinleri hakkında biraz bilgisi olduğu görülmektedir. Efsaneye göre otuz yaşında, kendisini iyi bir yaratıcının üstünlüğüne ikna eden bir rüya gördü ve o andan itibaren hayatını vaaz vererek geçirdi. Bir dizi ilahi (Gathalar) yazdı; sonrasında takipçileri tarafından Avesta dilinde yazılan metinlerle bunlar Zerdüştlerin kutsal kitabı Avesta'yı oluşturdu. Zerdüştlük, Avesta halkının resmi dini hâline geldi ancak altıncı yüzyılda Pers ve Medyen imparatorluklarının birleşmesine dek bir azınlık inancı olarak kalsa da sonrasında tüm Pers ülkesine yayıldı.
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Reklam
Zerdüştlük; En Eski Tek Tanrılı Din
Peygamber Zerdüşt tarafından MÖ ikinci binyılın sonlarında veya birinci binyılın başlarında kurulan Antik Pers dini, muhtemelen günümüze kadar varlığını sürdüren en eski inançtır. Zerdüştlük aynı zamanda bilinen en eski tektanrılı din olarak da anılır; çünkü Zerdüşt en yüksek yaratıcı olarak geleneksel Pers ve Hint dinlerinin panteonundan Ahura Mazda'yı seçmiştir.
Sayfa 66·Kitabı okuyor
Ve Zerdüştpereset ulemâmızın tek amacı vardır: İslamiyet'i unutturmak...
•ulemâ:âlimler·Kitabı okuyor
Alıntı
“ Ey hakikat sevgilisi, bu sokulganları ve dönekleri kıskanma. Hakikat, hiçbir zaman bir döneğin koluna asılmamıştır. “
Sayfa 61·Kitabı okuyor
TİCARET, İMPARATORLUKLAR VE EVRENSEL dinler, eninde sonunda dünyanın tüm Sapienslerini bugün içinde yaşadığımız küresel dünyada birleştirdi. Bu genişleme ve birleşme süreci, elbette durağan ve pürüzsüz değildi. Daha geniş açıdan bakarsak, çok sayıda küçük kültürden az sayıda büyük kültüre ve en sonunda tek bir küresel topluma geçiş, muhtemelen insanlık tarihinin dinamiklerinin kaçınılmaz bir sonucuydu. Küresel bir topluma ulaşmanın kaçınılmaz olduğunu ileri sürmek, ulaşacağımız küresel toplumun mutlaka bugünkü gibi olması gerektiği anlamına gelmiyor. Elbette başka türlü toplumlar da ortaya çıkabilirdi. Örneğin bugün İngilizce çok yaygın, peki neden Danca değil? Neden hugün yaklaşık iki milyar Hıristiyan ve bir milyar 250 milyon civarında Müslüman varken, sadece 150 bin Zerdüşt var ve neden hiç Maniheist yok? Eğer 10 bin yıl geriye giderek bütün süreci yeniden oynatabilsek, her seferinde tek tanrıcılığın yükselişine ve düalizmin çöküşüne mi tanık olurduk? Böyle bir deney yapamayız, bu yüzden de cevabı bilemiyoruz ama tarihteki iki önemli özelliği incelemek bize bazı ipuçları verecektir. 1. Sonradan Anlama Yanılgısı Tarihteki her an bir dönüm noktasıdır. Geçmişten bugüne tek bir yol gelir, ancak bugünden geleceğe giderken çatallaşarak sonsuz sayıda seçenek sunar. Bu yolların bazıları daha geniş, daha konforlu veya daha belirgindir, dolayısıyla da bu yolların seçileceğini öngörebiliriz, ancak bazen tarih -ya da tarihe yön verenler- beklenmedik yollara sapabilmektedir. 4. yüzyılın başında Roma İmparatorluğu çok sayıda dini seçenekle karşı karşıya kaldı. Roma, geleneksel ve yeterince çeşitliliği olan çoktanrıcılığa tutunabilirdi, ama İmparator Konstantin iç savaşlarla parçalanmış bir önceki yüzyıla bakarak, açık ve belirli bir doktrini olan tek bir dinin etnik açıdan çok
Reklam
Reklam