Kendime vereceğim bir iyi, bir de kötü haberim var. Kötü haber: Hayatımda hiçbir şey hayal ettiğim kadar iyi olmayacak. İyi haber: Hayatımda hiçbir şey hayal ettiğim kadar kötü de olmayacak. Tek tesellim bu. Ne harikayım, ne berbat.
Bir müddet önce gazeteye, kimseyi aramıyorum, biri beni bulsun istiyorum diye ilan vermiştim. Sonra büyük bir hata yaptığımı anladım, çünkü kaybolduğum yere insanların ulaşması imkansız.
Kütüphane serilerine devam.
Filmini herkesin bildiği ama kitabından haberinin olmadığı Selvi Boylum Al Yazmalım'ı hep okumak istemiştim. Cengiz Aytmatov benim için özel bir yazar. Beyaz Gemi en sevdiğim, arada bir aklıma gelen harika bir şaheseridir.
Bu kitabın hikayesi de çok etkileyici. Kitap ile film arasında pek fark yok aslında. Hatta kitabı okurken yapılan hareketler, bakışlar bile canlandı gözümde, birebir aynı. En önemli fark, kitapta kadının adı Asel, filmde Asya'ydı. Bir de kitap tamamen İlyas'ın ağzından yazılmış. Bir gazeteciye hayatını anlatıyor. Sonra o gazeteci ile Baytemir (Filmde Cemşit) konuşuyor ve hikayenin tamamını oradan anlıyoruz. Filmde Baytemir/Cemşit'in hayatını bilmiyoruz (Hatırladığım kadarıyla), kitapta onun hayatı da var. Bir de "Sevgi emektir" falan yok kitapta tabi :) Orayı okur kendisi yorumluyor. Gerisi birebir aynı.
Kitaptaki tek kusur bence, fazla tesadüf var. Gerçek hayatta bu kadar tesadüf olur mu? Bilmiyorum.