“Bir insan ne kadar yürekliyse, o kadar korkaktır. Ya da bir insan ne kadar korkaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu insan ancak seksenine gelince anlar.”
Gökyüzü lacivert bir koyu karanlığa doğru iniyordu. Yıldızlar kayıyordu dökülürcesine. Yağız atın burun kanatları büyük bir gürültüyle açılıp açılıp kapanıyordu.
“Size soruyorum; fen bu kadar ilerledi, bir buğday tanesi yaratabilir mi? Bir üzüm? Bir armut, yaratabilir mi?
Mevla akşam, sabah gönderiyor.
Şükretmek lazım.
Sen açlıktan, öldükten sonra füze neye yarar? Sen susuzluktan öldükten sonra atomun, aya çıkman neye yarar?”