"Bildiğim bir gezegende pancar suratlı bir adamyaşıyor.
Hayatında hiç çiçek koklamamış, hiç yıldızları izlememiş, hiç kimseyi sevmemiş.
Uğraştığı tek şey toplama işlemi yapmak. Senin gibi bütün gün “Ben çok önemli bir adamım, ben çok önemli bir adamım. “ deyip duruyor. Nasıl da kibirli ama o aslında bir adam değil, bir mantar! “
“ Ne? “
“ mantar! “
Küçük prens o kadar öfkelenmişti ki beti benzi atmıştı.
“ Milyonlarca yıldır çiçeklerin dikenleri var ve milyonlarca yıldır koyunlar çiçekleri yiyorlar.
Çiçeklerin hiçbir işlerine yaramayan dikenleri neden büyüttüklerini anlamaya çalışmak gereksiz bir şey mi?
Çiçekler ve koyunlar arasındaki savaş önemsiz mi?
O pancar suratlı adamın toplama işleminden daha ciddi ve daha önemli değil mi bunlar?
Ve evrende başka hiçbir gezegende yetişmediğini bildiğim bir çiçeğim varsa ve küçük bir koyun onu bir sabah, ben fark etmeden, tek bir ısırıkta yok ederse, bu önemsiz bir şey midir? “
Sayfa 37 - Küçük prens dikenlerin ne ise yaradığını soruyor·Kitabı okudu
"Baobab bitkisi bir an önce fark edilmezse ondan kurtulmak imkansız olur. Bütün gezegeni sarar. Kökleriyle her yeri delik deşik eder.eğer ki gezegen küçücük ve baobab ağaçlarının sayısı çok fazlaysa gezegeni mahveder."
"Büyükler sayıları çok sever.
Yeni tanıştığınız bir arkadaşınızdan bahsettiğinizde, asla ana konularla ilgilenmezler.
"Ses tonu nasıl?" "En sevdiği oyun ne?" "Kelebek koleksiyonu var mı?" diye sormazlar.
Bunların yerine “Kaç yaşında?" "Kaç kardeşi var?""Kaç kilo?"" Babası ne kadar kazanıyor?" gibi sorular sorarlar.
Böylece onu tanıyabileceklerini sanırlar.
Büyüklere "kırmızı kiremitleri olan bir ev gördüm; penceresinde sardunyalar, çatısında kumrular vardı.. " deseniz, o evi hayal etmeyi bir türlü beceremezler.
Ama deseniz ki "bin milyon liralık bir ev gördüm. O zaman "Aa ne kadar güzel bir ev!" derler.
"Küçük prens'in B-612 gezegeninden geldiğine dair ciddi sebeplerim var.
Bu asteroidi 1909 yılında sadece bir defa, Türk bir gökbilimci teleskopuyla görüntülemeyi başarmış.
Uluslararası astronomi kongresinde bu buluşun heyecanla göstermiş fakat kıyafetleri yüzünden kimse ona inanmamış. Büyükler böyledir işte.
Neyse ki asteroid-B612 şansına Türk lider halkına Avrupalı gibi giyinmeyi emretmiş, bu kurala uymayanların cezası ölümmüş.
Gökbilimci, 1920 yılında sunumu yeniden yapmış, bu sefer zarif kıyafetler giyiyormuş.
Bu sefer herkes onunla aynı fikirde olmuş.