Puan vermedi·55 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:04
bu kitabı bir kaç yıl önce okumaya başlamış olsaydım eğer, sıkılır bırakırdım. ama şimdiki ben, gayet zevkle okudu. yaş aldıkça didaktik türüne olan tahammülüm artıyor galiba. eser güzeldi, cümlelerin devrik olması ve şiir havası vermesi hoşuma gitti. sindire sindire okunacak türden bir kitap, ama herkese tavsiye edilmez.
1000Kitap
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,4bin okunma
10/10
·112 syf.··
2026 10. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 00:00
Kitap o kadar güzel ve dolu doluydu ki bir solukta zevkle okudum. Ama beni Gazali’nin hayatı çok etkiledi o yüzden incelemeye kısada olsa ekledim. İmam Gazâli Kimdir? İmam Gazâli 1058 yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. Fakir ve eğitimi hayatı olmamış bir babanın güzide evladıdır. Babası eğitimsiz olmasına rağmen eğitimin ve ilmin önemini bilen bir insandı. İlim öğrenemediği için üzülen babası, kendi çocuklarının ilim sahibi olmasını büyük bir arzuyla Allah'tan ister. Allah da salih niyetle yapılan bu duayı kabul eder ve iki oğlu da değerli ilim adamları olurlar. İmam Gazâli ve kardeşi henüz ergenlik çağına gelmeden babaları vefat eder. Vefatından önce babaları iki oğlunu da bir şeyhe emanet etmişti. Bu şeyh iki kardeşin bakım ve terbiyeleriyle ilgilenir. Ancak babalarının bıraktığı para tükenince şeyh, onları eğitim ve bakımın ücretsiz olduğu bir medreseye gitmelerini tavsiye eder. Ilk öğrencilik yıllarında ilk fikıh bilgilerini Tusda Ahmed ibn Muhammed er-Radeganiden öğrendi. O zamanın ilim merkezi Cürcana gitti. Imam Ebu Nasr el-Ismaili'ni öğrencisi oldu. Bu imamdan bir süre ders aldıktan sonra tekrar Tusa döndü. Bu sırada başından geçen bir olayı Imam Gazâli şöyle anlatıyor: "Tusa gelirken kafilemiz eşkiyaların baskınına uğra-dı. Yanımızdaki bütün eşyaları alarak bizi öylece bıraktı-lar. Ben de peşlerinden koştum. Eşkiyaların başına yetişip yalvardım: - Çok rica ediyorum. Allah aşkı için benim ders notlarımı bana geri veriniz. Onlar sizin işinize yaramaz, dedim. Eşkiyaların başı sordu: - Ne önemi var onların? Ben de: - Bazı defterlerdir. Onlarda öğrendim ilimlerin notları var. Cürcana gitmiş ve çok emek harcayarak o bilgileri yaz-mıştım, dedim. Eşkıya güldü ve şöyle dedi: - Sen nasıl olur da ilim öğrendiğini iddia edersin? Baksana
Dil Belasıİmam Gazali · Ahir Zaman Yayınları · 202517,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·248 syf.··
2018 37. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2018 00:00
İlk baskısı 1936’de yapılan Sanat ve Toplum (Art and Society), kendi alanında ilk bilimsel çalışmalardan biri imiş. Read, sosyolojinin çok genç bir bilim olması nedeniyle, “sanat-toplum” evliliğinin incelenmesinde literatüre bakıldığında çok eksik kalındığını, bu sebeple araştırmanın ilk adımı olabileceğini söylüyor. Sanat ve Toplum, prehistorik inanışlardan psikanalize ve sanat eğitimine değin uzanan muazzam bir genişlikte tarihsel süreci kapsayan bir araştırma. Read, 1936’da yayımlanan kitabının, Rus devrimi sonrasında ciddiyetle tartışılan meselelere katkı niteliğinde, diye söz eder. İlk çağ oluşumlarının sanatları, modern sanat ve post modern sanat örneklerine de yer vermeyi ihmal etmiyor. Antropolog Levi-Bruhl’un mitleri ve gizemleri, sosyolog Vilfredo Pareto’nun seçkinlerin dolaşımı, Freud’un üç katmanlı benlik tabakası vs. nice kuramcının teorilerini de içinde eritir yazar ve açıklamaya girişir ki, gerçekten anlıyorsunuz meramı. Seçkin sanatın yok ettiği başlıkta ve benim en sevdiğim bölümlerden biri; “Rembrandt Vakası, Hogarth Vakası ve Daumier Vakası” şeklinde ele alıyor. Büyük zevkle okudum bu bölümü ve kitabın tamamını. Eğer sanat seviyorsanız, sanat tarihi okuduysanız veya sosyoloji okuduysanız, benim gibi ikisini de okuduysanız daha da zevk alarak okuyacaksınız. Sanat ve toplumla kalmanız dileğiyle, kendinize cici bakın.
Sanat ve ToplumHerbert Read · Hayalperest Yayınevi · 201832 okunma
Puan vermedi·552 syf.··
2026 13. kitabı
Sevdiğim Rus edebiyatına, klasikler dışında bir pencereden bakmak ve buna Amerikalı bir yazarın kaleminden ulaşmak farklı bir tecrübeydi, güzeldi. Başlarda bahsi geçen eserlerin izini sürecek olursak; Montaigne'nin Denemeler'ini okuduysanız, Puşkin'in kelemini seviyorsanız kitap daha bir keyifli oluyor. Satırlar Denemeler doluluğunda, Puşkin akıcılığında derim. Kont Rostov'un tam bir beyefendiye yaraşır yaşamına konuk oluyoruz. Konu 1922 yılının Rusya'sında başlıyor ve devrim sonrası Sovyetler Birliği'nin toplumsal ve siyasi değişimlerini arka planda işliyor. Bu tema etrafında akan olaylarda, dönemine ışık tutarken okuyucuyu sıkmadan, yumuşak dokunuşlar hakim oluyor. İşlenen konunun ağırlık merkezi Romanın ana karakteri Kont Aleksander Rostov'un yaşamı ve hayat felsefesi. Rostov'a 1922 de Bolşevik rejimi tarafından ömür boyu hapis cezası verilmesi ve Moskova’daki lüks bir otelde yaşamaya zorlanması ile ana karakterimizin hayatı değişir. Başta zor ve çöküş gibi görünen bu durum, zamanla Rostov'un yaşamı, insan ilişkileri ve hayatın anlamı üzerine derin bir yolculuğa evrilir. Buradaki "Bir insan koşullarına hükmetmezse, koşulları ona hükmeder." felsefesi muazzamdır. Özgürlük, sabır ve zerafet üzerine düşündürücü, benim zevkle okuduğum bir kitap oldu. Bilinçle yaşanmış kaliteli bir hayat ne çok şey ifade eder. Yalnız söylemek isterim ki, kitabın ritmi hep sakın ilerliyor. Aksiyon arıyan okuyucuya hitap etmeyebilir.
Moskova'da Bir BeyefendiAmor Towles · Hep Kitap · 2018312 okunma
10/10
·592 syf.··
2026 14. kitabı
Merhabalar Efendim Sizlere Aşk Serimin devam ve 4. kitabının yorumu ile geldim. En yakın arkadaşının gözlerinin önünde yaşama tutunma çabası ve öğrendiği gerçeklerin yükü altında kalan Hisar için bundan sonra hiçbir şey planladığı gibi gitmeyecektir. Düşman bildiği adamın geçmişinde ne rolde olduğunu ve onun için neler yapıp, neleri göze aldığını öğrendiğinde ise hem vicdanı ile yüzleşecek hem de kartları yeniden dağıtacaktır. Hayatı boyunca bir aile arayışında olan Hisar, düşman bildiği kişilerin aslında ona yıllardır istediği aile sıcaklığını verdiğini ve ona kendiğini değerli hissettirdiklerini anlayınca ezbere bildiği tüm şeyleri bozacak ve kendine bir yaşam kurmaya çalışacaktır. Yanında ise herkesin korkudan tir tir titrediği ama kendisi için bir devrim başlatan İmparator da vardır. Artık sahne İmparator ve İmparatoriçe'ye aittir. KİTAP MÜKEMMEL ÖTESİYDİ!! Bebeklerimi o kadar özlemişim kii Bir haftadır sindire sindire, doya doya okudum çiftimizi ve yine onlara doyamadım. Bu seri 10 kitap olsa 10'unu da sıkılmadan okurum. Hayatımda çok faklı bir yere sahipler. Bu kitapta seri boyunca Bronz ve Hisar arasındaki o gerilimli ve çelişkili ilişki, birbirine tutkuyla bağlanan ve birbirleri için her şeyi göze alıp, her şeyi yapabilecek bir ilişkiye dönüşüyor. O kadar güzellerdi kii sahneleri o kadar mükemmeldi kii Hisar'ın geçmişiyle yüzleşmesi, orada bronz'un aslında kendisi için neleri göze aldığını, neler yaptığını anlaması ve bunun hem vicdanına dokunup pişman olması hem de artık her şeyiyle bildiği Bronz için kendini değiştirmesini okuduk. Çok pişman bir Hisar vardı bu kitapta. Bronz'a yaptıkları yüzünden onu görememesi yüzünden, onu dayatılan gerçeklerin altında kalması yüzünden, birçok şeyiyle Hisarın pişmanlığını en iyi şekilde hissederek okuyoruz. Bronz'un da
Bronz 4Özge Naz · Guardian Yayınlarını · 2025477 okunma
Ya melekler devrim planlarsa...
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 11:14
Gökyüzündeki adaletin yetersiz olduğunu düşünerek dünyaya sürgün edilen ya da kaçan çeşitli kademelerdeki melekler, insanlarla iç içe bir hayat yaşarken dünyada artık ilimin yükseldiğini farkederler. Kendine Yehova diyen Tanrı'nın cehaletini yenebileceklerini düşünüp bir isyan planlayarak artık gök katına da bir çeki düzen vermenin zamanı gelmiştir. Yazar, Tanrısal yaratıklar olan melekleri insanlaştırarak, onların bakışıyla dünyanın düzenini eleştiren müthiş bir kurgusal roman kaleme almış. Romanda 18. Ve 19. yüzyıllardaki yönetimsel ve sosyal adaletsizlikleri, dini cehaleti, zengin-fakir farklılıklarını öylesine iyi hicvederek anlatmış ki, siz de okurken bugünle benzerlikleri kafanızda hayretle canlandırıyorsunuz. Anatole France, insanlarla meleklerin birbirine karıştığı bir toplumu, Fransızlara özgü hafif meşrep bir mizahla, keyifle okunabilir şekilde bizlere sunmuş. Sarkastik mesajlarla süslü, tatlı anlatımlı, bir fantastik eser. Zevkle okuyun derim...
Meleklerin İsyanıAnatole France · Dorlion Yayınevi · 2023111 okunma