Hepsi güzel, inkâr etmek aklımızdan bile geçmiyor. Ama biz ne yapalım ki, elle tutulur eserlere bakıp, hüküm veren kıt akıllı insanlarız. Grafikler, istatistikler, dergiler, çizgiler, resimler, nutuklar bize bir şey söylemiyor.
Bütün bu sayılıp dökülenlerin bir tek gayesi olması gereketir. O da bu topraklar üstünde yaşayan insanların, eskisinden daha mesut, daha şuurlu, daha sıhhatli, daha varlıklı ve daha yüksek bir medeniyet seviyesinde yaşamasıdır.
Şimdi, bu devrim yaygaracılarına soruyoruz. Ellerini vicdanlarına koyup, cevap versinler.
Bu milletin özü olan en az 17 milyonluk kitlenin kültürü kaç arpa boyu, kaç iğne başı ilerlemiştir?
Daha insanca yaşanacak evlerde mi barınmaktadırlar?
Zevkte, sanatta eskiyi aratmayacak bir yükselme var mı? Bu koskoca kitleyi asırlardan beri kemiren sıtma, trahom, frengi, hele verem eksilmiş mi, yoksa artmış mıdır?
Bu paçavralar içinde gezenler, evvelce çıplak mı geziyorlardı?
Hele, en mühimi, bu on yedi milyon, acaba eski yediğinden yılda bir lokma fazla yiyebiliyor mu?
Üst tarafı lâf efendim, lâf.