Zeynep Özdemir

Zeynep Özdemir
@zeyala
"Ben çocukken yoksuldum. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım." Mustafa Kemal Atatürk
1 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Reklam
Zeynep Özdemir tekrar paylaştı.
10/10
·176 syf.··
2025 8. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 21:50
Uzun süredir duygusal açıdan beni bu kadar derinden etkileyen bir roman okumamıştım, gözlerim dolu dolu bitirdim. Üstelik çok da iyi yazılmış bir metin. İrlandalı yazar Claire Kilroy, her yönüyle
Asker ile DenizciClaire Kilroy · Yapı Kredi Yayınları · 2025968 okunma
Zeynep Özdemir tekrar paylaştı.
Puan vermedi·104 syf.··
2025 76. kitabı
Anlatıcının kendini doğrudan ortaya koymak yerine diğer karakterleri yorumlayarak kendi iç dünyasını açığa çıkardığı kitaplardan gibi geldi başta, ki bu işin piri Rachel Cusk’tır. Tam da bu nedenle okurken hep Çerçeve’ye gitti aklım. Cusk’ın Çerçeve serisinde de anlatıcı “silinmiş” gibiydi ama başkalarıyla kurduğu ilişkide kendi siluetini çiziyordu. Kim olduğunu, aslında nasıl göründüğünü merak ettiriyordu. Anlatıcının eksikliği bir tür manyetik alan yaratıyordu. Detaylar’da ise durum biraz farklı: Anlatıcı, kendi hayatına dair belirli kişiler üzerinden parçalı anılar sunuyor ama bu anılar daha çok “başkalarını hatırlama biçimi” olarak kalıyor. Odağı kendi varlığının gölgesinden ziyade hatırlama ediminin kendisine kayıyor. Hafızanın kendi işleyişine, anıların parçalı doğasına dair bir kayıt gibi. Anlatıcı var ama geçirgen değil; kendi iç dünyasına okuru sokmuyor. Anlatıyor ama asla sizinle konuşmuyor. Tümü çoktan tamamlanmış fragmanlar var, seyircisiniz. Ia Genberg’in bilinçli bir tercihte bulunduğu çok belli. Büyük toplumsal ya da evrensel bir iddia ortaya koymak yerine, tamamen öznel hatırlama biçimlerini kurcalamak istemiş. Ama bence biraz fazla öznel kalmış. Ben daha çok karakterle birlikte yürüyebileceğim, düşüncelerin, hatıraların birbirine değdiği o küçük boşluğu arıyorum sanırım. Başkalarının hayatlarındaki küçük çatlaklara ayağımın takılmasını seviyorum. Hayır bu kötü bir kitap değil, hatta iyi yazılmış bir kitap. Ama bir yerlerden uzanıp içinize dokunmayınca olmuyor işte.
DetaylarIa Genberg · İthaki Yayınları · 20251,326 okunma
Zeynep Özdemir tekrar paylaştı.
Anacığım,çok dar bu ölüm,çok…
9/10
·840 syf.··
Beğendi
·
2025 77. kitabı
"Anacığım, çok dar bu ölüm, çok. Nasıl geçeceğim ben buradan?” Bize tarih derslerinde ikinci dünya savaşının başladığı yılı öğrettiler ve bittiği yılı. Yahudilerin katledilişini rakamlarla bellettiler. Hangi ülkelerin müttefik hangilerinin karşı olduğundan falan bahsettiler. Yıllardan ve sayılardan giyindikleri hırkalarla gözümüzde büyüyen birkaç ismin destanı gibi bir şeydi tarih. Hitlerler, Mussoliniler.. Ama Morante, bu parıltılı tarih anlatısının dışına çıkmış. Kapağı lime lime olmuş, herkesin bir yerlere çekiştirmesinden sayfaları eprimiş ‘tarih’ kitabını tersine çevirmiş. Savaşın kurbanlarına, yoksullara, kadınlara, çocuklara, hayvanlara, delilere ve yenilmişlere, tarihin oyuk dişinin arasında kalıp sessizce unutulmuşlara yazmış bu destanı. Hitler, Mussolini, bilmem kime de bölüm başlarında işte bir iki sayfa. Eğer kimse onların hikâyesini anlatmazsa, insanlık nasıl iyileşecek, diye sormuş olmalı Morante. İda’nın nasıl korktuğunu hissedersek, Useppe’nin katıksız neşesinden, koşulsuz sevgisinden haberdar olursak, yıkıntılar altında kalmış köpeklerin inleyişini duyarsak, Maruilina’nın süngüyle parçalanmış yüzüne bakarsak, o zaman, asıl o zaman değişiriz diye ummuş olmalı. “İnsanlık” dediğimiz şeyin, aslında güçte değil, acıya ortak olma yeteneğinde yattığını sezmiş olmalı. Ve Tarih…Belki o zaman bizden bir iyelik ekiyle ayrılıp, hayatlarımıza mâl olmamış gibi yürüyüp gidemez, demiş olmalı. #nihalönol çevirisi
Ve Tarih Devam EdiyorElsa Morante · Can Yayınları · 202556 okunma