Yok edicinin egemen olduğu bir kültürde doğması istenen tüm yeni hayatlar, gitmesi istenen tüm eski hayatlar, hareket etme yetisinden yoksundur ve o kültürün bütün yurttaşlarının ruhsal hayatları hem korku hem de tinsel kıtlıkla felç olur.
İnsan sürekli kötü olamaz. Korsanların içindeyken bile insan, onların uğursuz gemilerinde kendini bir salıncakta gibi hissettiği birkaç huzurlu saat geçirebilir.
Belki de her şeyden çok, hayalleri olan yaratıklar olduğumuz için, kendine güven gerektiriyordu. Kendimize güvenimiz olmadığında beşikteki bebekler gibiyiz.