Başkalarından ayrı ve bağımsız bir varlık mıyım ben? Bilmiyorum. Ama şimdi aynaya bakınca kendimi tanıyamadım. Hayır, o eski ben ölmüş, parçalanıp dağılmış; ancak aramızda hiçbir engel yok. Hikâyemi anlatmalıyım ama nereden başlamam gerektiğini bilmiyorum. Hayat dediğin baştan başa bir kıssa, bir hikâye...
Ben sadece yazmak ihtiyacından, benim için aciliyet arz eden bir zaruretten dolayı yazıyorum. Buna muhtacım. Çünkü düşüncelerimi hayali varlığıma, kendi gölgeme aktarmaya eskisinden daha çok ihtiyacım var. Lambanın ışığıyla duvara düşen şu yamuk, uğursuz gölge ne yazdıysam hepsini dikkatle okuyup yutuyor adeta. Bu gölge kesinlikle benden daha iyi anlıyor onları. Ben yalnızca kendi gölgemle güzelce konuşabiliyorum. Beni konuşmaya zorlayan da oydu zaten. Yalnızca o tanır beni, mutlaka anlar. Özsuyunu, hayır, hayatımın acı şarabını damla damla gölgemin kurumuş boğazına damlatmak, sonra ona; "işte bu benim hayatım!'' demek istiyorum.