Zeynəb Fərəcli

Dostoyevski bir keresinde şöyle de­mişti: “Beni korkutan tek bir şey var: Acılarıma değmemek."
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir benzetme yapacak olursak, bir insanın acı çekmesi, boş bir odadaki gazın davranışına benzer. Boş bir odaya belli bir miktarda gaz verildi­ği zaman, oda ne kadar büyük olursa olsun, gaz odanın tamamı­na yayılır. Ne kadar küçük ya da büyük olursa olsun, acı da in­sanın ruhuna ve bilincine tamamen yayılır. Dolayısıyla insanın çektiği acının “büyüklüğü” kesinlikle görecelidir.
Alıntı
“Et lux in tenebris lucet” (ve karanlıkta bir ışık parladı).
Alıntı
Sevgi, sevi­len insanın fiziksel varlığının çok çok ötesine geçer. Sevgi en de­rin anlamını, kişinin tinsel varlığında, iç benliğinde bulur. Sevi­len kişinin gerçekte orada olup olmaması, yaşayıp yaşamaması,bir anlamda önemli olmaktan çıkıyor.
Alıntı
Kafama bir düşünce saplandı: Yaşamımda ilk kez, onca şair tarafından dile getirilen, onca düşünür tarafından nihai bilgelik olarak ortaya konan gerçeği gördüm. Gerçek: İnsanın özleyebile­ceği nihai ve en yüksek hedef, sevgidir. O anda, insan şiirinin ve insan düşünce ve inancının vermesi gereken gizin anlamını kav­radım: İnsanın sevgiyle ve sevgi içinde kurtuluşu. Dünyada hiç­ bir şeyi kalmayan bir insanın, kısa bir an için de olsa,sevdiği in­sana ilişkin düşüncelerle ne kadar mutlu olabileceğini anladım.
Alıntı