“Yaşamak, düşmekle kalkmak arasında geçirdiğiniz korkulu, ümitli, telaşlı zamanın adı. Düşüp düşüp kalkma sanatı. Ben maalesef pek başarılı olamadım. Çünkü kalkabilmek için, düşerken aldığınız yaraları iyileştirmeyi bilmeniz gerekiyor. Oysa ben her gece ağrıyla uyudum, her sabah sancıyla uyandım..”
“Sevdim ama sevmek biraz da böyle bir şey değil midir, sadece mükemmel olanı, iyi olanı mı seversin? Bazen de böyle başkalarına çok çirkin görünen, belki hakikaten de çirkin olanı seversin. O çirkinliğin altında saklı olanı gördüğün, başkasına sır olan sana aleni olduğu için seversin..”
.. karadelikler yakınlardaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. Tıpkı insanlar gibi. İnsanlar da içlerinin karanlığını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor. Anlasana, herkes birbirinin katili. Ama sorsan herkes Çobanyıldızı, herkes incitildi, herkes aldatıldı. Peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı?