Zeynep Aksan

Zeynep Aksan
@zeynepaksan
15 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·336 syf.··
2023 19. kitabı
Müthiş rahatsız edici bir kitap. Müthiş. Kitap boyunca karakterlere gram bir sevgi ya da sevgisizlik beslemedim. Kayıtsız olma hali ancak bu kadar hafif anlatılabilirdi. Ismi ile müsemma varolmanın hafifliği. Eeh dedim bu böyle akıp gidecek mi? Bir yandan da içten içe bir şey rahatsız etti okurken ki o da işte içimi gıcıklaya gıcıklaya devam etmeme vesile oldu. Çünkü yalan yok bir ara bırakmayı düşündüm. Fakat. Sonra bir final yaptı ki. Olay bazında değil fakat karakterlerin duygu durumlarına dair öyle bir süpriz yaptı ki anlatamam. Huhh. Yukarıda dediğim kayıtsız olma hali gitti yerine en acıklı film sahnesinden daha yürek parçalayan bir duygu geldi. Sabah bitirdim kitabı valla tüm gün çökük yürekle dolaştım. Bu duygu geçişi, bu duygu geçişinin bağlandığı yer ve gerekçesi müthişti. Kitabın üzerinden çok vakit geçmesine rağmen spoiler vermemek için çok da laklak yapamayacağım, tutamıyorum kendimi diyeceğim herşey spoiler olacak gibi. Neyse toparlıyorum konuyu. Soranlar için okuyayım mı diye, bence evet. Modern klasiklerde bir yapı taşı. Son: filmi de var bebeğim Juliette Binoche oynasa da kitaptakiler nasıl yansıtılır emin olamadım. Ama beğenenler de çokmuş. Siz yine de bu posttan motive olun önce kitap sonra film
Edebiyat & Roman
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·910 syf.··
2022 39. kitabı
·
96 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2022 09:40
Neden Don Quiote’yi okumalıyım? Çünkü: 1. Müthiş bir mizah. Mizahın zamansız ve evrensel olması da bana her zaman çok büyüleyici gelmiştir. Düşünsenize 1600’lerin başında İspanya’da yazdığı birinin cümlelerine 2022’de Türkiye’den Zinnebik çok gülüyor. Aynı şey bebeklerde de var mesela; 2.000 yıldır Hans’ı, Elif’i, Chen’i, Santiago Javier Alfonso’su aynı şeye gülüyorlar. Neyse konumuz bebekler değil Don Quiote, devam ediyorum. 2. Kitaplarda ve filmlerde gördüğümüz, okuyucu/izleyici ile oyun oynama işinin atası bu kitap. Şöyle ki; dümdüz bir anlatı kitabı değil. Yazar arada bir araya giriyor, sonra çıkıyor kendini de okuyucu gibi gösteriyor sonra sanki kendisi de bu anlatıları başka yerden derlemiş gibi yapıyor, yapıyor da yapıyor. Gerçekten çok kaliteli bir zihnin ürünü bir kitap. 3. Kitap çok eski. Eee bu tek başına okuma için yeterli mi? Evet çünkü gerçekten çok eski ama bir o kadar da güncel. Düşünsenize 417 -dörtyüzonyedi- yıl öncesinde yazılmış -dolayısıyla romanların atası diyebiliriz- ve kitap yer alan anlatılar ve kıssadan hisseler hala geçerliliğini koruyor. Nasreddin Hoca’nın anlatıları da hala güncel denebilir o zaman Nasreddin Hoca mı öneriyorsun bize Zinnebik? Önermiş de olabilirdim tabi ama aslında tam aynısı değil, çünkü burada süregelen bir hikaye ve kurgu var. Dolayısıyla daha uzun uzun okunabilir. 4. Hikaye sadece Don Quiote’nin maceraları değil. İçerisinde Binbir Gece Masalları gibi birçok başka anlatı var. Bu anlatıların her biri de en az Don Quiote’nin hikayesi kadar derin, sürükleyici ve okuyucuya zamanda yolculuk yaptırıyor. Sonunda da tüm anlatılar bir şekilde birbirine bağlanıyor. O kadar düzenli ve o kadar şiir gibi ki. Liste daha uzar gider elbette. Zaten kitabın ön sözünde de derin bir Jale Parla’nın derin bir incelemesi var, başka yerlerde
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2022 38. kitabı
Bu kitapta ana karakter yok, ana karakterler var. Sanki hepsi el ele tutuşmuş ve çember oluşturmuşlar. Hikaye anlatma sırası kimdeyse, o kişinin dünyasından dinliyorsunuz sonra hikayeyi bir diğer karakter anlatmaya devam ediyor. Sonra hoop yine ilk baştakine gelmiş sıra. İşin hokus pokus kısmı ise, bu geçişlerin yumuşaklığı. Özellikle dikkat etmezseniz bu geçişleri hiç fark etmeden tüm hikayeyi okuyabilirsiniz. Sırf bu geçişler için bile kitabı ve yazım tekniğini çok beğendiğimi söyleyebilirim. Bunun yanında anlatılan hikaye de ilgi çekici. Güney Afrika’da yaşayan bir ailenin ekseninden dönemin toplumsal olayları işleniyor. Ancak bu işleme de yine arka planda çalan bir klasik müzik kadar sessiz ve sakince yapılıyor bence. Özetle çok severek okuyacağınıza eminim. Yeterince övdüysem, şimdi artık kitabı alıp okumaya başlayabilir misiniz? Teşekkürler
VaatDamon Galgut · Delidolu Yayınları · 2022719 okunma
Puan vermedi·324 syf.··
2022 34. kitabı
Yakın zamanda Crown dizisi başladı, izleyeceğim çok heycanlıyım. Yakın zamandaki kraliyet ihtiyacımı, Spanish Princess senin White Princess benim diyerekten gidermiştim ama kesmedi. Şöyle Tudors gibi uzun uzadıya izleyebileceğimiz gibi değildi neticede. İzlemediğim acaba başka hangi dizi/film kaldı? Lancaster, Tudor, York acaba hanedan geçişlerinde eksik ezberlediğim bir isim kaldı mı? Osmanlı tarihi mi? Eee yani şey eh biraz evet biliyorum, biliyorum yani tabi, biliyorum yani bence. Maalesef pek de bir şey bilmiyorum. Bunu şunun için yazıyorum aslında: bu yapımlara konu olayları bilmekte veya ilgilenmekte ayıplanacak bir durum yok. Ya da aynı zamanda Osmanlı tarihini de o ya da bu sebeple öğrenememiş/ilgilenememiş olmakta da. Sadece şu kısım bence önemli, Osmanlı tarihindeki olaylar da aslında en az bahsettiğim dizilerin konuları kadar ilginç, eğlenceli ve popüler kültürün konusu edilebilir. Gerçekten inanılmaz hikayeler var. Nitekim bu kitapta da yalnızca II. Abdulhamit’in Selanik’e sürgün edilmesine ilişkin dönemi ele alınmasına rağmen çok çok ilginç onlarca hikaye, bilgi ve olay var. Kitap da bu hikayeleştirmeyi oldukça iştahlı bir şekilde okuyucuya sunuyor bence. Sırf bu nedenle bile kitabı çok sevdiğimi söyleyebilirim. Kitaba dair eleştirim de şu olabilir: Kitap okura biraz tersine mühendislik yaptırmaya çalışıyor. Yani bu kitabın muhtemel muhatabı olacak kişinin görüşüne aykırı durmaya çalışarak, olaylara bir de bu açıdan bakalım mı diyor aslında. Bu kısım zaten kitabın cazibeli tarafı. Ancak bazı kısımlarda, bu yapmaya çalışılan şey çok bağırılarak söylenmiş gibi geliyor. Ben de verilmek istenen mesaj çok yüksek sesle söylenince biraz rahatsız oluyorum. Bu kısımlar daha az olsa çok daha lezzetli olurmuş bence. Netice olarak ben çok severek okudum. Dilerim bu
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,5bin okunma
Puan vermedi
Hikaye herkesin malumu. Ben bu kitapta neyi sevdim, neyi sevmedim derseniz de önce sevdiklerimle başlayayım. Öncelikle hem bu kadar derin felsefeli hem de bilimkurgu tadında bir eserin 200 yıl önce yazılabilmiş olması çok değerli bence. Hem de bir bağyan tarafından kaleme alınmış (ilk nüshası isimsiz olarak basılıyor daha sonra ancak kendi ismi ile basılabiliyor. IMDB puanına bakmayın ama Marry Shelly isimli 2017 yapımlı film de çok güzeldi, bu vesile ile ayrıca tavsiye ederim.) olması tüm feminik duygularımı gıdıklıyor. Hemen bir kıssadan hisse de yapıştıralım buraya: the future is female yeter ki engellerimiz kalksın. Neyse hikaye dediğim gibi bence oldukça derin felsefeli. Özetle Frankestein’in (canavarın ismi değil yaratıcının ismi) yarattığı ve hayat verdiği korkunç görünümlü canavarı kendi kaderine terk etmesi uzun uzadıya konuşulabilecek bir hikaye bence. Kitabın alt başlığının Modern Prometheus olması da boşuna değil, burada Wikipedia’da sayfalarca incelenen varoluşsal değerlendirmeleri şeyleri özetle yazmak istemiyorum ama mutlaka bir göz atmanızı tavsiye ederim. Benim pek sevemediğim kısmı ise, hikayeleştirme kısmının biraz fazla ve uzun detaylı olarak işlenmesiydi. Şöyle ki; kitap bence bilimkurgu öğeleri ve içerdiği felsefi sorgulamaları noktasında çok değerli ama tam bu kısımlara girip kaybolmak isterken sürekli gündelik olaylar ve hikayeler ile bölünüyormuş gibi hissettim ve bu kısımlarda gerçekten sıkıldım. Belki de ben fikri veririm, felsefesini de siz yapın bir zahmet denmiş olabilir Neyse hal böyle iken durum böyle ama ben konuyu başka bir yere bağlamak istiyorum. Her ne kadar hikaye 200 yıl önceden geliyor olsa da, aslında bugün çok uzak bir noktada olmayabiliriz. Mesela biraz da AI Takeover konusunu konuşalım mı?
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,7bin okunma