Zeynep Çalışkan

Zeynep Çalışkan
@zeynepcaliskan
Sosyoloji & Psikoloji
İstanbul
Kadıköy, 30 Eylül
35 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·160 syf.··
2025 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2025 12:31
Ian Parker ve David Pavón-Cuéllar’ın Psikanaliz ve Devrim kitabı, psikanalizi bireyin iç dünyasını çözümlemenin ötesine taşıyarak toplumsal ve siyasal alanla buluşturan güçlü bir çalışma. Kitap, Freud ve Lacan’dan beslenen psikanalitik düşüncenin, devrimci mücadele ve radikal toplumsal dönüşüm için nasıl bir araç olabileceğini tartışıyor. Yazarlar, psikanalizin bireyi topluma uyumlu hale getiren bir disiplin değil; aksine, bireyin içsel çatışmalarını, yabancılaşmasını ve baskıcı yapılarla ilişkisini görünür kılarak özgürleşmeye kapı aralayan bir yöntem olduğunu vurguluyor. Bu açıdan kitap, hem psikanaliz literatürünü derinleştiriyor hem de Marx’ın devrimci perspektifiyle yan yana getiriyor. Akıcı dili sayesinde zor teorik meseleleri anlaşılır kılıyor. Psikoloji, felsefe ve siyasetle ilgilenen; bireysel özgürlük ile toplumsal dönüşüm arasındaki bağları merak eden herkes için ufuk açıcı bir eser. Benim için tek kelimeyle mükemmel bir okuma oldu. Okudukça hem kendi benlik sorgulamalarıma hem de toplum üzerine düşüncelerime yeni bir boyut kattı. Kesinlikle tavsiye ederim.
Psikanaliz ve DevrimIan Parker · Ayrıntı Yayınları · 20247 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·152 syf.··
2025 13. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 18:21
Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi, siyaset felsefesinin en temel metinlerinden biri. “İnsan özgür doğar, ama her yerde zincire vurulmuştur.” cümlesiyle başlayan kitap, bireylerin doğa durumundan çıkıp ortak kurallar altında bir toplum kurmalarını ve bu toplumun adil bir şekilde nasıl yönetilmesi gerektiğini tartışıyor. Rousseau’nun en önemli kavramı genel irade: bireysel çıkarların değil, herkesin ortak iyisini gözeten bir irade. Ona göre gerçek özgürlük, bireyin toplumla uyum içinde yaşamasıyla mümkün. Ayrıca farklı yönetim biçimlerini (monarşi, demokrasi, aristokrasi) ele alıyor ve toplumun ayakta kalabilmesi için ortak bir ahlak/din anlayışına ihtiyaç olduğunu savunuyor. Benim okuma deneyimime gelince: Açıkçası Rousseau’nun düşüncelerini içselleştiremedim. Özellikle “devletin halkın yararına olabileceği” fikri bana gerçekçi gelmedi. Çünkü modern toplumlarda ve özellikle Türkiye bağlamında siyasal-hukuksal düzenin böyle işlemediğini görüyorum. Toplumun bir arada kalması için dine veya güçlü bir egemene ihtiyaç olduğu görüşüne de katılmıyorum. Bana göre din, bir aidiyet unsuru değil; daha çok bir uyutma yöntemi. Yine de bu kitabı okumak değerliydi. Çünkü sosyoloji ve siyaset biliminin temellerini anlamak için Rousseau’nun fikirleri bilmek şart. Katılmasanız bile, fikirlerinizi sorgulatıyor ve kendi dünya görüşünüzü daha sağlam temellere oturtmanıza yardımcı oluyor. Sonuç olarak, “Toplum Sözleşmesi”, olay örgüsünden çok fikirler üzerine kurulmuş, ağır ama önemli bir metin. Eğer siyaset teorisi, demokrasi ve özgürlük tartışmalarıyla ilgileniyorsanız, kesinlikle bilmeniz gereken bir eser. Fakat okumadan önce, onun sunduğu düzenin daha çok “olması gereken” üzerine idealist bir tasarı olduğunu hatırlamakta fayda var. Toplum Sözleşmesi ya da Siyasi Hukukun İlkelerine Dair Jean-Jacques Rousseau
Toplum Sözleşmesi ya da Siyasi Hukukun İlkelerine DairJean-Jacques Rousseau · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202017,9bin okunma
10/10
·224 syf.··
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2025 11:18
Pirandello’nun bu romanı; kimlik, benlik ve başkalarının gözünde var oluşumuz üzerine derin bir sorgulama sunuyor. “Kendimizi nasıl görüyoruz ve başkaları bizi nasıl görüyor?” sorusu, kitabın merkezinde duruyor. Aslında hepimiz, farklı insanların gözünde binlerce farklı kimliğe bürünüyoruz. Roman, başkarakterin karısının bir gün ona burnunun yamuk olduğunu söylemesiyle başlıyor. Bu küçük gibi görünen olay, onda bir depersonalizasyon (benlikten yabancılaşma) halini tetikliyor ve giderek büyük bir varoluş bunalımına dönüşüyor. Pirandello, bu felsefi meseleyi oldukça akıcı ve sürükleyici bir şekilde işleyerek okuru kendi hayatına ayna tutmaya davet ediyor. Kitap özellikle bireyin toplum içindeki konumunu, kimliklerin göreceliliğini ve benlik algısının kırılganlığını sorgulayan okurlar için etkileyici bir deneyim. Ancak bu roman daha çok düşünsel bir yolculuk; olay örgüsünden çok fikirlerin peşinden gitmeyi sevenlerin keyif alacağı bir eser. Pirandello’nun bu metni, insana hem “hiçlik” duygusunu hissettiriyor hem de aynı anda binlerce ihtimalle var olabileceğimizi düşündürüyor. Eğer kimlik ve varoluş üzerine kafa yormayı seviyorsanız, Biri, Hiçbiri, Binlercesi size çok şey katacaktır. Biri Hiçbiri Binlercesi Luigi Pirandello
Biri Hiçbiri BinlercesiLuigi Pirandello · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20215,7bin okunma
8/10
·264 syf.··
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2025 11:43
Fromm’un kaleminden çıkan her satır, insana kendi varoluşunu yeniden sorgulatıyor. Kendini Savunan İnsan da tam olarak böyle bir kitap. Fromm, insanın dünyaya nasıl konumlandığını, bireysel özgürlüğünü hangi şartlarda koruyabildiğini ve modern toplumun bizden neler alıp götürdüğünü son derece akıcı ve düşündürücü bir dille ele alıyor. Kitap, yalnızca bir psikoloji metni değil; aynı zamanda felsefi ve sosyolojik bir derinlik taşıyor. “Kendini savunmak” burada sadece dışarıya karşı değil, en çok da içsel yozlaşmaya karşı bir mücadele olarak karşımıza çıkıyor. Okurken sık sık kendime şu soruyu sordum: Gerçekten kendi hayatımı mı yaşıyorum, yoksa toplumun dayattığı kalıpların içinde mi sürükleniyorum? Fromm’un en değerli tarafı, teoriyi soyut bırakmaması; gündelik yaşamla, insan ilişkileriyle ve duygularımızla bağ kurabilmesi. Bu yüzden hem akademik ilgi duyanlar hem de insan doğasını merak eden herkes için okunabilir bir eser. Bana göre, bu kitap yalnızca bireysel gelişim değil, aynı zamanda “insanlık halleri” üzerine derin bir farkındalık da kazandırıyor. Okumayı düşünenlere tavsiyem: ağır gelebilecek kavramlardan çekinmeyin. Fromm’un dili, sabırla ilerledikçe sizi içine alıyor ve sonunda size yepyeni bakış açıları bırakıyor. Kendini Savunan İnsan Erich Fromm
Psikoloji
Kendini Savunan İnsanErich Fromm · Say Yayınları · 2017804 okunma
9/10
·208 syf.··
2024 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2024 11:45
Olgunlaşmamışlık her zaman doğuştan gelmez ya da başkaları tarafından zorla benimsettirilmez. Bir de kültür bizi avucunun içine aldığında, onun düzeyine erişmeyi başaramadığımızda, kültürün bizi ittiği bir olgunlaşmamışlık vardır. Her "üstün" biçim bizi çocuklaştırır. Maskesinden usanan insan, yalnızca kendi kullanmak üzere bir alt-kültür oluşturur gizlice. İtiraf edilmemiş tutkuların, ergenleşmemiş efsanalerin, kültürün üstün değerler dünyasının işe yaramaz artıklarından oluşan bir dünyadır bu. İşte ancak böylesi bir dünyada yüz kızartıcı belli bir şiir, tehlikeli bir güzellik doğar... Polonyalı olup, Arjantin'de bir göçmen olan Witold Gombrowicz'in neden hiçbir varoluşçuluğa tutunamadığını açıklıyor Pornografi. Varoluşçuluk; değeri yeniden yaratmaya çalışır, oysa onun için 'değer-altı', 'yetersizlik' , 'azgelişmişlik' her türlü değerden çok daha yakındır insana. İnsan mutlak olana, eksiksizliğe, gerçeğe, Tanrı'ya, tam bir olgunluğa yönelir. Her şeyi kavramak ve kendini bütünüyle gerçekleştirmek; uyduğu ahlak buyruğu budur. Oysa Pornografi'de insanın kuşkusuz çok daha gizli, hatta bir anlamda yasadışı bir başka amacı ortaya çıkıyor: tamamlanmamışa... Yetkinsizliğe... Düşmüşlüğe... Gençliğe duyduğu ihtiyaç... Pornografi Witold Gombrowicz
1000Kitap
PornografiWitold Gombrowicz · Remzi Kitabevi · 199197 okunma