Zeynep

Zeynep
@zeynepcanik
70 okur puanı
Ekim 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·144 syf.··
2024 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2024 22:07
İsmiyle ve konusuyla beklentimi hayli yükseğe çıkardıktan sonra, okumanın beni hayal kırıklığına uğrattığı kitap… Belki de benim çok daha iyi bir şey beklememden kaynaklanıyor bu durum, emin değilim. Ancak kitabın incelemelerini okuduğumda, genelin bu kadar olumlu yorum yapmasına şaşırmadan edemedim. Kitap bana baştan sona, ilgi çekici, farklı ve yüksek potansiyeli olan bir konunun harcandığını hissettirdi, dürüst olmak gerekirse. Kitabın akışına bakacak olursak, depresif bir anlatıdan ziyade, umut verici bir içerik bekliyordum; bu yüzden Alan karakteri beni şaşırtmadı. Ancak başarılı bir karakter olduğunu da hissettim diyemeyeceğim. Alan başta olmak üzere, tüm karakterler oldukça yüzeysel hissettirdi. (Ek olarak, Alan’ın küçük olduğunu vurgulamak için mi yoksa daha sevimli olmasını sağlamak için mi yapıldığını bilmediğim konuşma bozukluğu durumu, karakteri benim için daha da irite edici bir hale getirdi.) Eğer bir karakter gelişimi varsa bile, bunu hissettiğimi söyleyemeyeceğim. Karakterlerin değişimleri ve gelişimleri o kadar hızlı ve mantıksızdı ki, nasıl bu kadar değiştiler pek anlamış değilim. Sonuç olarak, benim için ilgi çekici bir konunun iyi değerlendirilemediği yavan bir okuma deneyimiydi. Karakterler derinlikten yoksun, verilmek istenen mesajın bağlamı ise fazla basit ve aceleye gelmiş gibi olmasıyla, adeta bir çocuk kitabı tadındaydı. Farklı bir bakış açısı arayanlar bu kitabı okuyabilirler, ancak yüksek beklentilere girmeden okumalarını öneririm. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.
Edebiyat & Roman
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Belki de, az çoktan fazladır."
Puan vermedi·360 syf.··
2023 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2023 23:14
Bu incelemede kitabı yorumlamaktan biraz yazarını yorumlamaya kayabilirim. Bunu şimdiden belirtip, aksini bekleyenlerden özür dileyerek başlayacağım. Hakan Günday uzun zamandır en çok tutulduğum yazarlardan biri. Bir yandan kitaplarına doyamayıp hemen sıradakini okumak isterken, bir yandan da kitaplarını bitirmemek için kendimi frenlemeye çalışacak kadar içine çekildiğim bir dile sahip. Genel olarak diğer kitaplarında olduğu gibi bunda da karanlık bir atmosfer görüyoruz. Ve yine diğerlerinde de olduğu gibi konuşulmaktan kaçınılan konulardan seçilmiş. Dilinde de anlatışında da asla zorlama bir edebi olma çabası gütmeyen yazar, argoyu da çok güzel kullanıyor ve gereken yere yerleştiriyor. Karakterlerinde önceki okumalarımda da kendini hissettiren orijinallik hakim. Kişilikleri ve düşünce yapıları kendine has olan, hayli karanlık bir geçmişe sahip karakterler görüyoruz. Gerçekleri yüze vuran ve boğazda düğüm oluşturan bir hikayemiz var yine. İki ayrı karakterimizi de çocukluklarından yetişkinliklerine kadar neler yaşadığını okuyarak tanıyoruz ve Oğuz Atay hayranı olduğunu bildiğimiz Günday'ın bu hikayeye onu nasıl güzel bir biçimde kilit noktası olarak yedirdiğini görüyoruz. Çocuk gelinlerden, mezarlık çocuklarına üstünü örtmenin daha kolay geldiği pek çok konunun örtüsünün çekildiği kitap, tipik Hakan Günday yapımlarından biri. Genel olarak olay örgüsünü ve dil yapısını bilip sevenlerin bunu da memnuniyetle okuyacağını ve tatmin olacağını düşünüyorum. Şahsen benim için öyle oldu. "O günden sonra Derda, hücre hücre öldü ve gün gün yaşlandı. Çünkü derdi korku değil, korkuyu beklemekti. Ve korkuyu beklemek, korkudan beterdi. Bir zamanlar, birinin yazdığı gibi..."
Edebiyat & Roman
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2022 3. kitabı
Beklentilerimi fazlasıyla karşılamış, okumaya başladığım anda beni içine çekip okumayı bitirene kadar da bırakmayan kitap. Adını ve başlangıcını baz alarak yaptığım tahminlerin aksine depresifliğe değil tam tersine bu depresifliğin ( Diğer bir deyişle Acılaşmanıın veya Dr. İgor'un deyimiyle Vitriol zehirlenmesinin) nedeninin ve devamında da çözümünün peşine düşüldüğü bir olay örgüsüne sahip. (En azından Dr. İgor tarafından) Kitabı okurken Veronika ile birlikte ölmek istedim. Yine onunla birlikte sahte bir yaşamın, yani yaşanmamışlığın farkına vardım. Yaşamadan ölmekten korktum. Sürekli kendimi içinde sürüklenirken bulduğum anlamsızlık denizinin Dr. İgor sayesinde adını koydum. Ve yaptığı uzun bir semptom açıklaması boyunca durmadan, daha eksiksiz anlatılamazdı dememe engel olamadım. Günlerimizi bir akış içerisinde geçiriyoruz, bu akışı ise kendimize uyduramıyoruz. Hal böyle olunca da ister istemez biz akışa uyuyoruz. Ama bunu yaparken içimizde bir şeylerin ölmesine de engel olamıyoruz. Geriye içi boş, duygudan yoksun eylemler kalıyor. (Vitriol zehirlenmesi de diyebiliriz artık) Hissetmeden, refleksif şekilde öylece gerçekleşen eylemler... Kitap hiç ölüm yokmuş gibi yaşayan, ancak bunun getirdiği korkuyla yaşamayı da başaramayan bizlerin ölüm bilinciyle daha yoğun yaşamaya yönelebileceğini öne sürüyor. Yaşamadan ölmekten korkanların okumasını şiddetle önereceğim bir kitap. "Dış tehditlerden korunaklı dünyalar yaratmak isteyen kimi kişiler, fazla ileri gidip dış dünyaya karşı abartılı yüksek duvarlar örerler. Yeni insanlara, yeni yerlere, farklı yaşantılara karşı yükselen bu duvarlar onların iç dünyasını da yoksullaştırır. İşte Acılaşmak burada devreye girer. Acılaşmanın (Ya da Dr. İgor'un tercih ettiği adıyla Vitriol'ün ) ana hedefi iradedir. Bu hastalığa tutulanlar
Edebiyat & Roman
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,3bin okunma