ZEYNEP BULAN YAZICI

ZEYNEP BULAN YAZICI
@zeynepce
"Kendine bak kendine; özüne, sözüne, benliğine. İlgilenme kimseyle, kim ne yemiş, ne giymiş bundan sanane. Sen kendini besle; bilgiyle, sevgiyle, şefkatle. Ancak o zaman ulaşırsın, insan olmanın erdemine."
Fache kanatlan açık kartal pozisyonundaki cesede bakıp başını saldı. "Peki ya vücudun pozisyonu? Bundan ne anlam çıkarıyorsunuz?" Langdon omuzlarını silkti. "Pozisyon, beş köşeli yıldız ve kutsal dişiyle olan bağlantısını kuvvetlendiriyor." Fachenin yüzüne düşünceli bir ifade geldi. "Anlayamadım?" "Yineleme. Bir sembolü tekrar etmek, anlamını kuvvetlendirme en basit yoludur. Jacques Sauniére, beş köşeli yıldız pozisyonu almış."Bir tane beş köşeli yıldız iyiyse, iki tane daha iyidir. Fache elini yeniden briyantinli saçlarına götürürken, gözleri Sauniérein kolları, bacakları ve başının oluşturduğu beş köşeyi takip etti. “İlginç bir tahlil." Durdu. "Peki ya çıplaklığı?" Kelimeyi telaffuz ederken adeta homurdanıyor, yaşlanan bir erkek vücudunu görmekten rahatsızolmuş gibi sesler çıkartıyordu. "Elbiselerini neden çıkarmış?" İşte bu iyi bir soru, diye düşündü Langdon. Polaroidi ilk gördüğünden beri aynı şeyidüşünüyordu. En iyi tahmini, çıplak bir insan formunun Venüs fikrini onaylatmanın bir başka yolu olduğuydu, cinsellik tanrıçası. Modern kültür, Venüsün erkek/dişi birleşimiyle olan ilişkisini oluşturduğu halde, keskin bir kökenbilimsel göz, Venüsün "zührevi" kelimesinde işaret ettiği anlamı fark edebilirdi.
Reklam
Silas keçeyi o gün, gerekli görülen iki saatten daha fazla taktığı halde, bunun sıradan birgün olmadığını biliyordu. Tokayı kavrayarak, bir diş geri çekince, etine daha fazla batan kancalar yüzünden irkildi. Yavaşça nefes vererek, ıstırabının arındırıcı ayininin tadını çıkarttı. Acı iyidir, diye fısıldadı Silas. Peder Josemarîa Escrivânın -Öğretmenlerin Öğretmeni-kutsal mantrasını tekrar ediyordu. Escrivâ 1975 yılında öldüğü halde hikmeti devam ediyor,sözleri yere diz çöküp "bedensel çile" diye bilinen kutsal ibadeti yerine getiren binlerce sadık hizmetkâr tarafından fısıldanıyordu. Silas artık dikkatini, yerde yanında düzgünce sarılı duran, düğümlü ağır ipe vermişti. Cezalandırma. Düğümler, kurumuş kanla katılaşmıştı. Kendi ıstırabının etkilerini temizlemek isteyen Silas hızlı bir dua okudu. Ardından, ipin bir ucundan tutarak gözlerini kapattı ve omzunun arkasından sertçe indirirken, düğümlerin sırtına çarpmasını hissetti. Yeniden kendini kırbaçlayarak, omzunun arkasına kuvvetle vurdu. Kamçı darbelerini tekrar, tekrar indirdi. Bedeni cezalandırma. Sonunda kanın aktığını hissetti.
Piskoposluğun bedensel çile rituellerine bağlılığı bir yana, kadınlara bakış açıları hala, ortaçağ seviyesindeydi. Kadın müritlerin hiçbir ücret almadan erkekler ayindeyken onların kaldığı yerleri temizlemeye zorlandığını; erkekler hasır döşeklerde yatarken, kadınların tahta zeminde uyuduğunu; ve kadınların daha fazla bedensel çile çekmeye mecbur edildiklerini duyduğunda şok geçirmişti... tüm bunlar işlenen ilk günahın bedeliydi. Havvanın bilgiyi açığa çıkaran elmadan aldığı ısırık, kadınların sonsuza kadar ödemekle yükümlü oldukları bir kefaret gibiydi. Katolik Kilisesi kadın haklarına daha çok değer vermek yolunda ilerlerken, Opus Deinin bu gelişmeyi tersine çevirmeye çalışması üzücüydü.
Kime sorsam ‘ben senin mutluluğunu istiyorum’ dedi, ne kastınız vardı mutluluğuma anlamadım gitti. Özdemir Asaf
Efendiler! Bütün cihanın bilmesi lazımdır ki Türk halkı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun hükümeti, uşak muamelesine tahammül edemez. Her medeni millet ve hükümet gibi varlığının, hürriyet ve istiklalinin tanınması talebinde kesin olarak ısrar etmektedir. Ve bütün davası da bundan ibarettir... Mustafa Kemal Atatürk
Tarih