Graeber'in siyaset, ortaklık, mücadele etmek, yenilmek, kazanmak, kapitalizm vb. üzerine olan kısa denemelerinden oluşan bu kitabın tek sevmediğim şeyi türkçe basımındaki kapak resmi olsa gerek.
Tersine devrimler adlı bu kitabın amacını, Graeber'in ikinci bölümün başında yazdığı şu dizeler, kanımca çok güzel özetliyor:
"Bir devrim noktasına ya da bir devrimler dizisine doğru ilerliyor olabiliriz, ama artık bunun ne demek olabileceği konusunda bile bir fikrimiz yok... Neden her türlü radikal toplumsal dönüşüm fikri çokluk tarafından 'gerçeklikten uzak' addediliyor? Eğer bugün, geçmişin boyunduruk mekanizmalarından yekten ve toptan bir kopuş beklemiyorsak, o zaman devrim deyince neyi anlıyoruz?"
Gerçekten de dönüp bu soruları ziyaret etmeye, üzerine tekrar tekrar beraber düşünmeye ihtiyacımız var belki de. Graeber, tam da bunu yapıyor. Kendi samimi, yer yer alaycı ve gücümüzü hatırlatan ama bir o kadar öz-eleştirel ve reflektif sesi ile. Okurken Graeber ile beraber düşündüğümü hissettiren, sesimin satır aralarında yer bulduğu bir kitap. belki de bu yüzden daha fazla anarşist yazarlara ihtiyacımız var. bir şeyleri 'öğretmeye' çalışmaktan ziyade, birlikte düşünmek için satır aralarına bizleri de çağıran yazarlara.
son olarak ise, kitabın son bölümünde bu kadar basit ve güzel bir dille yazılan neoliberalizme dair kısmı ve bir son söz paylaşmak isterim:
"Dünyadaki herkesi ekonomik büyümenin herhangi bir önem arz eden tek şey olduğuna ikna etmeyi başaran hareketti neolibeliralizm; kendi himayesi altında reel büyüme oranları küresel çapta yerle yeksan olsa da... Finans kodamanlarının herhangi bir şeyin değerini tayin ve idare etmeye muktedir tek topluluk olduğuna dünyadaki herkesi ikna etmeyi başaran sistemdi neoliberalizm, bunun için o kendi finans enstrümanlarının