Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
Gün ağarıyordu saçlarıma,
Tel tel,
Raylarımdan çıkıyordum,
Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
Savruluyordum...
Doktorun umutlandırmasıyla doğan umut ışığı çok uzun sürmedi. Yine aynı oda, aynı tablolar, perdeler, duvar kağıtları, ilaç şişeleri, yine aynı acılar içinde kıvranan beden. İvan İlyiç inlemeye başladı; bir iğne yaptılar ve kendinden geçti.
İçini kemiren , bir an için bile olsun dinmeden eziyet eden acı; umutsuzluk içinde her şeyin tükendiği ama yine de henüz yaşamın bitmediği bilinci, adım adım yaklaşan korkutucu iğrenç ölüm tek gerçekti ve bir de bitmek bilmeyen o aynı yalanlar.