Zeynep Turgut

7/10
·160 syf.··
2025 42. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2025 17:01
Hepimizin tanıdığı, bildiği bir karakter aslında Ülker Abla; hikâyelerine tanıklık ettiğimiz, üzüldüğümüz, hayatın içinden bir karakter. Aile evinde babasından şiddet görmüş, kurtuluşu ise bir başkasına kaçmakta bulmuş bir kadın. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmanın ne demek olduğunu yaşamış; evliliğinde de yüzü gülmemiş. Oğlu askere gidince, evden kaçarak kurtulmanın bir yolunu buluyor ve hastaneye sığınıyor. Burada refakatçilik yaparak günlerini geçiriyor. Hastanede yaşadıklarını, kocasına yakalanmamak için verdiği mücadeleyi, korkularını ve sokakta kadın olarak yaşadığı zorlukları okurken, özellikle bir kadının eve dönerken yaşadığı sıkıntıları hatırladım; kendi korkularım da gözümün önüne geldi. ”Oh, hep ben mi kaçacağım, nihayet benden de korkup kaçan biri var. Bu da benim dünyadan aldığım intikam olsun.” Ülker Abla’nın gözünden insanlara dair bazı çıkarımları var; bunların üzerinde durmadan geçemiyor insan. Hele ki, “Biz ona yardımcı olduk” bahanesiyle bir kadının etinden sütünden faydalanmaya çalışanları okuyunca, toplumumuzun gerçeklerine bir kez daha ayna tutulduğunu fark ettim. Ne yazık ki böyle insanlar hayatımızda var, demekten kendimi alamadım. Ülker Abla’nın zihninden, mizahi dilinden ve fikirlerinden doğan bu yolculuğu keyifle okudum. Sadece onu biraz daha yakından tanımak isterdim. Bu kitap, yazarla tanıştığım ilk kitaptı; diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum. Hayatın içinden bir karakteri mizahi bir bakış açısıyla ele alarak yaratıcı ve başarılı bir anlatım sunmuş. Akıcı ve keyifli bir kitap; okumanızı tavsiye ederim.
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,433 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·344 syf.··
2025 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2025 17:40
“Suçlu mu, suçsuz mu?” sorusunun peşinde bir podcastin izinden giderken, kendimizi bir anda jüri koltuğunda buluyoruz. Her ifade, her delil, her çelişki, karşımızda adaletin terazisini oynatıyor. Süreci takip ederken özellikle bu kısmın korkunçluğuna derin bir vurgu yapmak istiyorum: ”Öncelikle tecavüz muayenesine katlanmak zorunda kaldı. Tecavüz muayenesinin nasıl yapıldığını öğrenmek için kasaba hastanesine gittim. Saatler süren bir prosedür. Kurban, yaşayan suç mahalli gibi muamele görüyor. Ancak toplanması gereken deliller kurbanın üstünde ya da içinde. Utanç verici, invazif ve aşağılayıcı. “ Saatler süren, her anı utançla, acıyla, mahremiyeti paramparça eden bir muayene. Tecavüzün hemen ardından, mağdur bir kez daha bedeninden, sınırlarından, onurundan soyuluyor. İşte bu kısım kitapta beni en çok etkileyen ve yaralayan noktaydı. İki olayın birbirine nasıl bağlanacağını merak ederek soluksuz okudum. Bu açıdan yazarın kurguyu ustalıkla ördüğünü ve hikâyeyi çok başarılı bir matematikle tamamladığını rahatlıkla söyleyebilirim. Finalde öyle bir bağlantı kuruldu ki, “Nasıl yani?” dedim resmen. Hiç beklemediğim bir anda gelen o gerçek, Jenny’nin yaşadıkları… beni bir kez daha derinden yaraladı. Oldukça sürükleyici, düşündürücü ve sorgulayıcı bir roman. Özellikle bir alıntı var ki, okurken bazı davalardaki hukuksuzlukları anımsamamak elde değil. ”Sanırım bugün yaşadığımız dünya bu: İthamların fikirlere hükmettiği bir dünya. Kanıtların önemli olmadığı bir dünya. Herhangi bir kanıt aranmaksızın bir kişinin mahkum edildiği bir dünya.”
Bitmeyen GeceMegan Goldin · Epsilon Yayınevi · 2023108 okunma
10/10
·368 syf.··
2025 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2025 02:43
Bir cinayet ne zaman başlar? Düşünce oluştuğunda mı, karar verildiğinde mi, yoksa eyleme geçildiğinde mi? Ve asıl soru: Cinayet kime fayda sağlar? Çok fazla detay paylaşmak istemiyorum, çünkü spoiler vermekten çekiniyorum. Benim için en etkileyici yanı, başından itibaren bir oyun kurulduğunu bilmekti. Ve neden böyle bir oyun kurulduğunu çözmekti. Okuyucu olarak siz de cinayetin gizemini çözmek için Nasıl? Neden? sorularıyla adeta bir bulmacanın içinde kayboluyorsunuz. Fikir olarak beni çok etkiledi, inanılmaz akıcıydı. Gerçeği merak etmeme rağmen kitabı planladığımdan daha yavaş okumak istedim, çünkü bitmesini istemiyordum. Son zamanlarda zihnimi tamamen meşgul etti, adeta içine çekti. Gizemin içinde mutlaka bir tahmininiz oluyor—benimki doğru çıktı ama kitabı gerçekten dikkatli okumak gerekiyor. Ayrıntılarda çok şey saklı. Bazı detayları kaçırmış olmama çok şaşırdım.
Bir Cinayet RomanıPınar Kür · Can Yayınları · 2020956 okunma
8/10
·168 syf.··
2025 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2025 21:55
Yıllarca huzur içinde yaşayan, doğasıyla insanı büyüleyen Son Ada… Ne güzeldi o günler, değil mi? Oysa yazar, defalarca hatırlatmıştı eski dostlukları, paylaşılan güzel anları. Peki, ne değişmişti? İnsanlar nasıl birbirini tanıyamaz hale gelmişti? Hatta kendilerini bile…Özünde iyi olan insanlar, zenginleşme hırsına kapıldıkça kendilerini kaybetmişti. Güç ne zehirli bir şeydi…İnsan ruhunu kemiren, onu özünden koparıp bambaşka biri haline getiren kirli bir yolculuktu. Demokrasi adı altında diktatörlüğünü sürdürmek isteyen başkan, ada sakinlerini turizm rantı uğruna nasıl da kandırmıştı. Ama bu hikayede asıl mesele onun zenginleşme hayalleri ya da ekolojik dengenin bozulması değildi. Asıl mesele, insanların nasıl sürü psikolojisine kapıldığı ve en önemlisi, ses çıkarmamanın nasıl bir felakete dönüştüğüydü. Canavarlaşmanın sonucu bellidir. Doğa, ona yapılanı unutmaz. Kendini yeniler ama yapılan kötülüğü affetmez.
Son AdaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202462,2bin okunma
8/10
·116 syf.··
2025 27. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 21:42
Giden bir eşin ardından yazılan satırlar… Sevginin, özlemin, birlikte geçirilen zamanların izlerini taşıyan cümleler. Bir zamanlar iki kişilik olan hayatın, şimdi anılarla baş başa kalışı. Tanışma anı, birlikte yapılan küçük ama kıymetli alışkanlıklar, tatlı espriler, takılan lakaplar, sevdikleriniz ve sevmedikleriniz… Birbirinizin gözünden kendinizi görmek. Şimdi o anıları hatırlamak, iç geçirdiğiniz satırlara takılıp kalmak, bazen de hüzünle karışık bir tebessüm etmek… Yas, insanın içinden akıp giden zaman gibi şekil değiştiriyor. Kimi gün daha ağır, kimi gün biraz daha hafif. Ama hep orada, sevgiyi de içinde barındıran bir hatıra gibi. Yazarın gözünden kendisini ve eşini tanımak, onların dünyasına misafir olmak, bu yolculuğun bir parçası olmaktı. Ben de bu yolculuğun bir parçası olmaktan keyif aldım, sizlere de tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma