Zeynep

Altı harfli bir tatlı: Meltem...
Puan vermedi·248 syf.··
2026 4. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:38
Birçok kişinin önerisiyle ve karşıma çıkan incelemelerin vesilesiyle başladığım bu kitabın beni bu denli derinden etkileyeceğini hiç düşünmemiştim. ​Okumaya başlamadan önce kitabın ismi ve içindeki tarifler çok dikkatimi çekti, çokça sorgulamıştım. Ancak son sayfayı da bitirdiğimde fark ettim ki, bu eserin adı o "altı harfli tatlıdan" başkası olamazmış. ​Evet; benim hayatım belki Meltem’inki kadar zor değildi, çok şükür annesiz babasız kalmadım. Fakat benim de hayatımın bir dönemi —isteyerek ya da istemeyerek— yurtlarda geçti. Sanırım bu yüzden Meltem’le aramda çok güçlü bir bağ kurdum. Onun ve Selime Teyze’nin yaşadıklarını o kadar derinden hissettim ki; sanki tüm o olayları bizzat yaşamışım ya da çok yakın bir dostum bana dert yanıyormuş gibi hissettim. Anlatım inanılmaz gerçekçiydi. Kitabı hep bir sonraki sayfada ne olacağını, hikayenin nereye varacağını merak ederek, adeta nefesimi tutarak okudum. ​Meltem’in o kadar zorluktan, yalnızlıktan ve anlaşılmamaktan sonra Fırat’la karşılaşması, Fırat’ın ona destek olması çok güzeldi. Meltem dinlenmediği, görülmediği ve anlaşılmağı için kimseye bir şey anlatmıyordu. ​"Kimse gerçekten dinlememişti beni; herkes konuşmak için kendi sırasının gelmesini bekliyordu." diyordu Meltem. Ama fark etti ki Fırat öyle değil. Fırat, onu dinledi, anladı, gördü, yargılamadı. "Sözü bitene kadar elimi bırakmadan, gözünü gözümden ayırmadan konuştu. Beni gördü." ​Her yağmurdan sonra güneş elbet açar. Aslında yağmur, güneşin anlamını ve değerini bilmemiz için vardır; hiç yağmur yağmasa güneşin kıymetini nasıl bilebilirdik ki? Meltem için de durum tam olarak buydu bence. Fırat, onun hayatında sağanak bir yağmurun ardından doğan o sıcacık güneş gibiydi. ​Kitabın her sayfasında, her paragrafında altı çizilecek o kadar çok cümle vardı ki... Umudu,
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·416 syf.··
2025 51. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 01:36
2026 da "Yarama merhem oldu. Onun bir bakışı yalnızlığıma çare oldu. Hayatıma amaç ve önem kattı.(syf:314)" diyebileceğimiz insanlara karşılaşmak dileğiyle. Hani derler ya aynı kitabı her okuduğunuzda farklı şeyler hissedersiniz, farklı şeyler görürsünüz diye. Bu kitap benim için tam öyle oldu diyebilirim. Ben önce 2023 de okudum baya da etkilenmiştim, beğenmiştim. Nietzsche ile Breuer arasında geçen hem felsefik hem psikolojik konuşmayı. Ama tabi şuan fark ediyorum da o zamanlar tam anlayamamışım. Ben hemşirelik okuyorum ve bu dönem psikiyatri hemşireliği dersini aldım. Staja çıktığımız zaman hastalarla onların psikoljik yönlerini ele alan bir görüşme gerçekleştiriyoduk. Diceksiniz ki ne alaka bunu niye anlatıyorsun? Aslında çok alakaymış ben geç fark ettim. Breuer ve Nietzsche arasında geçen konuşma diyalogları tam da bizim derste gördüğümüz şekilde. Hastalığınıza bağlı olarak duygularınızda değişimler hissettiniz mi? .... dediniz, bunu biraz daha açabilir misiniz? Gibi sorular var. Bizde hastalarımızla konuşurken bu şekilde konuşuyoruz, dedikleri en ufak şeye bile dikkat ederek onları anlamaya hatta sadece bizim değil onların da kendilerini anlamalarına, tanımalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ama bazen öyle anlar oldu ki hastaya ne demem gerektiğini, nasıl cevap vermem gerektiğini, konuyu nerden bağlamam gerektiğini bilemedim. Kitapta bu kısımları da görüyoruz aslında. Breuer ikilemde kalıyor bunu mu desem, şunu mu desem, bundan bunu dersem şöyle olur gibi ya da söylediği cümlelere istediği gibi cevap alamadığı zaman kendine kızıyo, ne demesi gerektiğini düşünüyor kitap bunu net bir şekilde bize yansıtıyor. Aslında bende böyle ikilemlerde kaldığım için onun yerinde kendim varmışım gibi hissettim. Staja çıkmadan önce okusaydım bana çok faydası olabilirmiş. Çünkü
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2025 50. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 01:57
"Artık hayatta tek başına idi" Bu kitabı 4 sene önce edebiyat hocam okumam için ısrar etmişti bende aldım ama birkaç sayfa okuyup bırakmıştım çünkü kendi istediğim için değil başkası istediği için bu zorunlulukmuş gibi olmuştu.4 sene sonra ise instagramda bi anda keşfetime bir alıntı düştü Kuyucaklı Yusuf'tan. Sonra dedim ki evet kesinlikle okumalıyım. Arkadaşımla birbirimizi gaza getirip direkt o gün kitabı almaya gittik. Ve okumaya başladım. Kitap Yusuf'un annesini ve babasını kaybetmesiyle ve Yusuf'u kaymakamın evine almasıyla başlıyor. Kaymakam Yusuf'a sahip çıkıyor, bi nevi öz oğlu gibi büyütüyor hatta öyle ki bazı konularda Yusuf ne derse o oluyor. Kitap hakkında biraz spoiler yediğim için Yusuf'la Muazzez'in bir aşk hikayesi yaşayacaklarını biliyodum. Ama yani kaymakam Yusuf'u oğlu gibi görüyor, Yusuf kaymakama baba diyorken, kaymakamın borcunu kapatmak için Muazzez'i başka birileriyle evlendirmeye çalışmaları falan yani hep Yusuf'la nasıl bir hikayeye başlayacaklar diye düşünerek okudum. Evet bilindiği üzere daha sonra Muazzez'le Yusuf kaçıyor ve evleniyor. Babası bu duruma tepki göstermiyor. Bu kısım bana biraz garip geldi. Çünkü baba dediği kişiye aslında bir nevi ihanet gibi sayılmaz mı bu? Ve kitabın sonu da başı gibi bitiyor diyebiliriz. Ölümün olduğu bir başlangıç ve ölümle biten bir son.... Başta yazdığım alıntı gibi kitabın başında da hayatta tek başınaydı kitabın sonunda da...
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2025 48. kitabı
·
63 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 01:11
Bu kitabı ikinci kez ve farklı duygularla okudum... Her şeyiyle muhteşem bir kitaptı. Bazen Raif'e hak verdim bazen de Maria'ya. Sanki olan biten her şeyi canlı olarak izliyomuşum gibi, onların yanındaymışım gibi hissettim.En çok sevdiğim kitaplardan biri haline geldi. Raif Türkiye'ye dönerken Maria'yı da yanında götürseydi ya da Maria, Raif'e her şeyi anlatsaydı neler olurdu diye düşünmeden edemiyorum... "Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil..." Bazen bazı insanlar hayatımıza girer, siyah-beyaz yaşamımızı gökkuşağına çevirir, en unutulmaz anlar yaşatır ve sonra hayatımızdan çıkar, isteyerek ya da istemeyerek.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 2023375,8bin okunma