Sinoloji?
Geleceğin bu az bilinen bilim dalıyla ilgilenen kim vardı ki! Çocuklar futbol oynuyorlardı. Yetişkinlerse kazanç ardında koşuyor, boş zamanlarını sevişmekle geçiriyorlardı.
Ne demişti Flaubert:
"Merak. Birine karşı, ansızın, bir merak duymaya başlarsınız, korkunç bir merak. Onu tanımak, onunla doğmak, dünyaya onunla yeniden gelmek tek amacınız haline gelir. Aşka en uzak cümle, senden nefret ediyorum değil, bilmek istemiyorumdur."
Aşk-ve-nefretin birbirine en yakın iki duygu olduğunu öğretmedi mi? sana hayat. Uzaklaşmanın; merakı doğurduğunu? Yaşanan onca şeyin ansızın gelindiğini. Evde ki kül tabağının, yarım kalmış kaldırılmış sigara paketinin, arama motorunda tolgshowun durması, tıraş makinendeki elimin izleri. Terini sildiğim peçeteler, ellerinin değdiği kitaplarım.
Hepsi birer anı, geçmiş.
Geçti bitti.
Bir vardın bir yok oldun.
Müsaitim kahve içelim demenin zor olduğu zamanlar.
Sevgilim çok yorgunum. Tam bir yılın sonunda babam yine hasta; şu an yan oda da iki seksen uzanır vaziyette. Sağlık olsun elbette, ama sağlık geri gelmiyor aksine gün geçtikçe süründürüyor. Ben de bitkin bir halde yine vasıfsız eksik. Kendimi bomboş hissediyorum. Asla bıraktığın gibi değilim. Senle geçirdiğim o tatlı, şımarık, huysuz günlerin hiçbir uzantısı yok. Tek şey ezbere bildiğim sokaklar evler. Bunlar da kalbimi darlıyo. Kalbim var ama yok gibi, kalbim var ama ayakta tutmak için çalışır gibi, kalbim var ama artık hissiz berbat acınası halde...
Sevgilim sarılmana çok ihtiyacım var bir Dağ gibi.