Bense kendimi öylesine anladım ki, bıktım kendimden. Hani sabahlan ilk cigaramı içtiğim zaman diz kapaklarımdan başlayan sarhoşluğun ne kadar süreceğini bildiğim gibi, içimde olup bitenlerin tümünü biliyorum. Tatsız bir şey bu... Her gün aynı deneyi yapan budala bir bilgin gibiyim. Ama senin için yeniyim, anlaşılmıyorum kolay kolay. Hoş bir şey.
Ayazın sızısıyla ateşin dili. Bunlar birbirinin iki kardeşidir ve evvel zamandan bu yana birbirleriyle pek iyi anlaşırlar. Ateş zevkle sızlanmaya ve çatır çatır çatlamaya başlayınca buz da içten içe kırılıp inler ve aynı çatırtı ondan da çıkar. Ama ne yazık ki biri inledikçe coşar canlanır, öbürü eriyip yok olur. İnsanın insana yaptığı neyse, bu dünyada ateşin buza ve de buzun ateşe yaptığı aynı şeydir.
Geri dönüşü olmayan yalnızlığım o kadar yakındaydı ki, benim gözümde başlamıştı ve mutlaktı. Çünkü kendimi yalnız hissediyordum. Her şey bana yabancı olmuştu, kendi çırpınan kalbimden kopup etrafındaki şeyleri bir dengeye oturtacak sükûneti bulamıyordum içimde.