"Sen kal, üstün ince," dedi kısık bir sesle. "Ben giderim."
Kaptan...
Biraz daha kalsaydın, beni sevmediğin için değil, küllerimizi küçümsediğin için vurduğumu söyleyecektim sana.
"Ne renksin, hangi şekildesin, gerçekten umursamıyorum," dedi sonunda. "Yüzüne baktığımda sadece gözlerini görüyorum, onlar yabancılaşmadığı sürece sorun yok."
"Politik cevaplar..." diye mırıldandım.
"Bir gün karakterin olursam..." dedi ve duraksadı.
"Nasıl yani?"
"Bir gün romanında beni karakterin yaparsan, nasıl göründüğümden bahsetme," dedi. "Gözüm ne renk, saçım ne renk, kaslı mıyım değil miyim, uzun boylu muyum kısa boylu muyum, hiçbirini söyleme."
"Ama bu haksızlık," dedim.
"Ben seni içinden anlıyorum," dedi. "Sen de beni içinden anlat."
"Buradan gidelim," dedi. "Üç yıl daha bu eziyeti çekmek zorunda değiliz."
"Ama nereye?" dedim "Sokaklara mı?"
"Fena fikir değil. Arada çatılara da çıkarız."
Güldüm. Güldü.
"Önce kutsal yemini edelim." dedi.
"Hangisi? Yalan söylersem götümde çıban çıksın..."
"Hayır, o değil," dedi. "Yeni bir tane buldum."
"Neymiş?"
"Üzülürsem aklım çıksın!"
"Ama insan hep mutlu olamaz ki Morfin," dedim.
"Aklı çıkarsa mutlu olur," dedi.
Aklımı çıkardım, bir kenara koydum.
"Üzülürsem aklım çıksın!" diye bağırdım, dünyaya.
Genç kurgu türünde çok fazla kitap okumuş olmama rağmen iyi ki okudum dedim. İyi ki! Okumayan ya da okumayı erteleyen varsa kesinlikle hemen başlamalı.