"Şimdi sormanın bir anlamı yok zaten, vereceği cevap belli. Akşamı beklemek gerek. O zaman garip bir hayvana dönüşüyor, salt kulak kesilip geceyi dinliyor. Bizim duymadığımız, uzak kıyılardaki yaprak hışırtılarını, böceklerin cayırtısını, kötü şeyler sezen köpeklerin havlamasını, baykuşların haberleşmelerini, henüz patlamamış ama patlayacak olan fırtınanın uğultusunu, kayalarda kırılan dalgaların sesini duyuyor; sonra gökyüzüne bakıp, ama uzun uzun bakıp yıldızlarda bizim göremediğimiz bir şeyler görüyor ve umutsuzca başını iki yana sallıyor: Hava kötü, diyor, yarın da yola çıkamayız."