Roman, Anavarza Kayalıkları civarında Hasan ile açılır. Altı – yedi yaşındayken babası öldürülen Hasan, uzun süredir yaşadığı köyden kaçmak istemektedir.
Hasan’ın babası Halil’in öldürülme hikayesi, romanda yavaş yavaş, aralıklı olarak açıklanır. Hasan’ın annesi Esme, çok güzel bir kadın olduğu için, Halil ona aşık olmuş, onu kaçırarak zorla evlenmiştir. Ancak Esme istemeden birlikte olduğu Halil’i değil, Abbas’ı sevmektedir.
Bir gün, Halil, Esme ve Hasan yemek yerken Abbas Halil’i vurarak öldürür. Daha sonra Abbas da öldürülür, ancak başta Halil’in yaşlı annesi olmak üzere, herkes bu işin asıl sorumlusunun Esme olduğunu düşünür.
Esme ölmediği sürece, Halil’in “kanının yerde kalacağını” düşünen insanlar, Esme’nin öldürülmesi gerektiğini savunurlar. Hatta köyde bunun gerekliliğini anlatmak için “doğaüstü” olaylar bile anlatılmaya başlanır. Kanı yerde kaldığı için zebanilerden işkence gören Halil’in hortladığı, Esme’nin öldürülmesini istediği, hortlağı bizzat gördüğünü iddia eden birkaç kişi tarafından anlatılır.
Ancak, Hasan’ın büyükannesinin isteğine rağmen, Esme bir türlü öldürülemez. Ne Halil’in kardeşleri, ne başka köylerden getirilmeye çalışılanlar Esme’yi öldürmeye vakıf olabilirler. Bu durum, bazen Esme’nin son derece detaylı bir şekilde açıklanan güzelliğiyle, bazen de Hasan’ın amcalarının dayılarından korkması ile açıklanır.
Esme yaşamaya devam ettikçe, onu öldürme sorumluluğunun da yavaş yavaş Hasan’ın üstüne binmeye başladığı hissedilir. Annesi kendisi olmadan köyden ayrılmayı reddettiği, amcaları da hiçbir koşulda birlikte gitmelerine izin vermedikleri için, Hasan ve Esme bu tuhaf durumda uzun süre yaşarlar.
Öyle ki, romanın büyük bölümü annesini öldürmesi yönündeki beklentinin Hasan üzerinde yarattığı psikolojik buhranlar üzerinden ilerler. Henüz bir