İlçenin tek kırtasiyesinde "Kürtçe-Türkçe sözlük var mı?" diye sorduğumdaysa, "Otuz yıldır bu dükkanı işletiyorum ilk defa bunu biri soruyor" yanıtını alıyordum. Oysa önünde İstanbul Life'nin eski sayıları ve kapaklarında, onlara bakanlardan bambaşka bir yüzlerin sıralandığı bir tezgahı bile vardı. Ama sözlük yoktu. Demek ki anlaşmamak için anlaşmıştık.
Gerçekten de bir demokrasiydik artık! Lider yalanlar söyleyerek yönettiğini sanıyor, halk uyduğu bütün kanunların kendi iyiliği için konduğuna inanıyor, ülkedeki tek yayın organı olan radyonun spikeri de her şeyi görüyor ancak deli taklidi yapıyordu!
Peki, kim kimden sırf var olduğu için nefret ederdi? Tabii ki ırkçılar ve mezhepçiler ve de kendi dinlerinden olmayan her insanı yok etmeye ant içmiş olanlar!