Okuduğum ilk Hawking kitabıydı, zevkle okudum ve diğer kitaplarını okumayı da iple çekiyorum.
Anlaşılabilir bir dille yazılmış, evrenin ve dünyanın kuramlarını açıkça ve benzetmelerle anlatıyor. Belki de fizik okumaktan hoşlandığım ve meraklı olduğum için bana daha rahat okunabilir gelmiş olabilir fakat az da olsa liseden kalma bir fizik altyapınız varsa sizlere de bu şekilde gelecektir.
Tanrı veya bilime inanma konusunda arada kalmışsanız sizlere evrenin oluşmasının sebeplerini ve sürecini karar verebileceğiniz ölçüde anlatıyor ama sonlara doğru minik de olsa bir açık kapı bırakıyor yine de siz bilirsiniz der gibi.
Her şey bir yana kaynakça ve sözlük bölümünün detaylı ve özenilmiş oluşundan bahsetmeden bitirmek istemem.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Büyük TasarımLeonard Mlodinow · Doğan Kitap · 20131,617 okunma
Roma döneminin en ihtişamlı beş hükümdarından biri sayılan Marcus Aurelius tarafından yüzyıllar önce yazılmış, hayatın farklı noktalarından hem Aurelius'un hem de dönemin düşüncelerini şu an bile okuyup anlayabildiğimiz sade bir dille anlatan kitap.
Düşünce şekli hem o dönemde kabul edilen tanrılar inancını kapsıyor hem de tanrılar olmadan doğa içinde uyumla nasıl yaşanır şeklinde ilerliyor. Benim kişisel inancım bu tutuma pek uymadığı için sadece uyan kısımları almaya çalışarak okudum.
İnsanın daha doğrusu erdemli bir insanın göstermesi gereken tavırları ve düşünce yapısını anlatıyor. Çoğu yerde dedikleri mantıklıydı ve haklı da buldum fakat bazı kısımlarını kendimde uygulayabileceğimi sanmıyorum. Aurelius'un deyişiyle ''doğama uygun değil.''.
Bunlar dışında 12 farklı kitabın ya da güncenin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir kitap. Bazı cümlelerini sürekli tekrarlaması - belki de sabırsızlığımdan - beni biraz sıktı diyebilirim. Onunc bölümde yeter demeye başladım.
Tekrar okunur mu derseniz ilerleyen yaşlarımda okursam yeni şeyler fark edebilirim hayatımda.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Mutlu günler dilerim herkese
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
Ömer, kendimle biraz da olsa ruhsal durumunu özdeşleştirdiğim karakter. Tutunamayan, bağlanamayan ve kabul etmeyen.
Hayatın amacını arıyor ama sadece kafasının içinde ve düşünceler üzerinde atlayarak yapıyor bunu. Büyük bir tutku arıyor yaşama devam edebilmek ve tutunabilmek için. Kendi kendine kararlar vererek bunu yapabileceğinin, yaptığı şeyleri, bakış açısını değiştirerek yapabileceğinin farkında değil.
Daldan dala atlarken yaptıklarını isteyip istemediğini bilmiyor, hayatının akışında bilinçsizce sürükleniyor ve hayatın akışı onu nereye götürürse götürsün sorumluluğu almıyor, o akışına kapıldığı hayatın kendisinin olduğunu kabul etmiyor. Günah keçisini dış dünyasından seçemediğinde ise içinde bir şeytan olduğuna kendini inandırıyor.
Ömer gibi insanlara bazı yönlerden imrenirim, hayatlarında bizden çok yaşıyorlar çünkü. Ama yıkıma sebep oluyorlar, en başta kendi hayatlarının yıkımına sonra onlara gerçekten sevgi duyup hayatlarının bir kısmını (veya hepsini) onlara ayıranların hayatlarının yıkımına.
Macide. Duygularını bastırarak iradesini koruyan, ne kadar cesur olursa olsun son ana kadar harekete geçmeyen bir karakter.
Ömer'in enerjisine kapılıyor, içini görüyor ama 'ama yol nassıl güzel' diye devam ediyor. Belki de hayatından sıkılıp yeni heyecanlar arıyor. Ya da sadece aşık oluyor. İçten içe hayatını Bedri ile devam ettirmek istediğini biliyor.
Kitapta Ömer'den çok Macide'ye sinirlendim. İradesinin bu kadar güçlü olduğunu kabul ederken ipleri başkasının veya hayatın eline verişine kızdım. Dude nerde girl power?
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma