Zuhal Yilmaz

Zuhal Yilmaz
Teacher Gün ola devran döne, umut yetişe
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2020 658. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2020 01:34
Lena Özge bence ilk eseriyle büyük bir imza atmış. İncecik bir kitap ama içeriği o kadar anlamlı ki cinsiyet farketmezizin okunması gereken bir yapıt. Bazı bölümler çok karamsar, fazla gerçekçi ya da bazı düşünceleri “itici” gelsede kesinlike etkili. Anlatıcımız bir yazar ve kendi iç dünyasında ki yaşanan çalkantıları korkusuz paylaşıyor. Olmak istediği, olamadığı, olması gerektiği kimliklerin savaşı ve umutlu mücadelesini okuyoruz. Günlük yaşamla yazmak arasındaki çekişme kimliğini, ruhunu bölüyor....esaretin ve özgürlüğün birbiriyle pamuk iple bağlı olduğunu bize hatırlatıyor. Okurken bir çok cümlenin altını çizdim. Ama şu cümle içimi acıttı: “Neyi beklediğini bilmiyor ama aslında en çok ölümü bekliyor. Her gece rüyadan önce ve boşluktan sonra, ölmeyi diliyor. Ve her sabah, uykuyla uyanıklık arasında o kısacık anda, bir umut yokluyor kendini, kalbini.” Hele ki son günlerde yine kadınlar felaket cinayetlere kurban edilirken. Otopsi masasında yatan bedenleri incelemek işin ehli için çok zor olmaması gerekir. Ya ruhu?
OtopsiÖzge Lena · Can Yayınları · 2018498 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2020 656. kitabı
Bazı kitapların veya yazarlarının adına sıkça rastlarız. Her yerde karşımıza çıkarlar, belki o an ihmal ederiz, erteleriz ama gün gelir büyüsüne kapılırız. Kitabı okurken bunun otobiyografik bir yapıt olduğunu bilmekte fayda var. Esther-Elaine-Sylvia, hepsinin altı harften oluşması tesadüf değil. “Harfleri parmaklarımla saydım.Esther’de altı harf vardı. Uğurlu bir rastlandıydı bu.” 1953 yazın’ın New York’unda kolej öğrencisi Esther bir moda dergisinde 11 kızla birlikte staj yapmaya hak kazanıyor. Evden ilk kez uzak’ta özgülüğün ve farklı bir çark’ın içinde bulur kendini. ”Oysa hayatımın en keyifli günlerini yaşıyor olmam gerekirdi.” Ama mutlu ve huzurlu değildir, hastalanır, depresyonun ayak sesleri duyulur, hatta ilk ölme isteği belirtileri, hayat istediği gibi ilerleyemiyor, varlığını sorgulamaya başlıyor ve bunun farkında. Aslında benim hiçbir şeyi idare ettiğim yoktu, kendimi bile.” Her seferinde kendine olan yüksek beklentilerinin altında eziliyor daha doğrusu yetersizlik duygusu tüm ruhunu kaplıyor. ” yapamadığım şeyleri saymaya başladım.” ”İşin kötüsü, oldum olası hep yetersizdim, yalnızca bunu şimdiye dek hiç fark etmemiştim.” Otelde’ki kızlarla arkadaşlık kuruyor, erkeklerle de fakat mutsuzluğu, memnuniyetsizliği ve huzursuzluğu da artıyor. Girdiği bunalım ve intihar girişiminin sonucunda bir klinikte tedaviye başlıyor. O günlerde gördüğü elektroşok tedavisi ve ilaçların tesirinde kendini bir sırça fanusun içinde görmesine sebep oluyor. ”...hep aynı sırça fanusun içinde ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.” ”Sırça fanusun havası çevremi sarmıştı, kımıldayamıyordum.” ”Sırça fanus başımdan bir metre kadar yukarıda asılı duruyordu. Artık hava alabiliyordum.” ” Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2020 655. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2020 11:56
Toplum bir apartman çatısı altında bir araya getirilmiş, her kademesi nerdeyse bir sınıfı temsil ediyor. Ve bu çatı altında kendini yalnız, çevresinden soyutlamış ve onlar tarafından anlaşılmadığını düşünen yalnız iki insan var. Renée Michel, apartmanın kapıcısı ama genelin aksine farklı bir portre yaratıyor. Kendini olduğundan farklı gösterem, bilgisini ve donanımını sadece sınıf farkından dolayı saklayan, halbuki kendini kendi çabasıyla bir çok iyi eğitim almış insandan daha fazla geliştirmiş bir kadın. Beşinci katta ailesiyle yaşayan Paloma 12 yaşında bir genç kız. Onu yaşıtkarından ayıran zekası ve derin düşünceleri. Yetişkinlerin dünyası onun için bir kabus ve hayal kırıklığı ve kendini ileride o kısır döngünün içinde bulmamak için 13 yaşına girdiğinde intihar etmeyi tasarlar. Günün birinde binaya emekli japon Kakuro Ozo taşınır. Onun bilgeliği ve insanların gerçek benliklerini sezme özelliği, umulmadık dostluklar geliştirir. 5/5 Kitap toplumu çok güzel hiciv ediyor, Renée ve Paloma insanların hatalarını yalın ama etkili bir gerçeklikle tarif edip bir nevi eleştiriyorlar. Aynı zamanda eğitim ve kültür sadece belirli bir sınıfın tekelinde değil. Herkes statüsü ne olursa olsun, çabalayarak kendini geliştirip bilgi, kültür, sanat, edebiyat ve felsefe hakkında eğitebilir. Bu da elbette şu demek oluyor, bu veriler herkes tarafından ulaşılabilir de olmalı. Bence en önemli husus insanların görüntülerine, mesleklerine yani dış etkenlerin tesirine aldırmadan iç yüzlerini benliklerini önemsemenin önemi vurgulanmış.
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
10/10
·605 syf.··
Beğendi
·
2020 644. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2020 03:15
Middlesex uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan biri. Çok kısa özet geçeceğim... Aslen Bursalı Rum bir çiftin Kurtuluş Savaşı esnasında, İzmir’den Amerika göç eder. Uzun çabalar sonucu orada kök salarlar, çocukları ve torunları olur. Öyküyü kız olarak doğan fakat ergenlikte erkek cinsiyetine karar veren torun tarafından anlatılır. Çünkü onun gözünde hermafroditi yani çift cinsiyetli oluşunun hikayesi genetik bir bozukluk eseridir. Ve genetik rahatsızlığın izini geçmişi anlatarak sürer. Bu yolculuğa çıkarken gelecekte kim olma, var olma mücadelesini anlatır. Çok ilginç bir eser, eğer okumadıysanız, kesinlikle okumanızı öneriyorum, pişman olmazsınız.
MiddlesexJeffrey Eugenides · Domingo Yayınevi · 20151,360 okunma
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2020 643. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2020 18:09
Bir motel çatısı altında bir araya toplanan insanların serüvenine ortak oluyorsunuz #barbarınkahkahası adlı eserde. Bana göre orada sadece tatil yapan ahalinin değil, ülkenin ve toplumun mozaiğini döşenmiş #semakaygusuz. Yaşadığımız dünya’ya bir ayna tutmuş, işlediği konular başta olmak üzere (sınıf ayrımı, cinsellik, cinsiyetçilik, ataerkil yapı, ırkçılık, homofobi, çocukluk, ergenlik, ötekileşme, kişisel hesaplaşma, vb.) anlatmak istediği bir çok konuyu mesaj verme kaygısı olmadan okuyucuya yansıtmış. Hacmi fazla olmasa da içerik açısından bence ağır bir kitap, yani düşündüren cinsten. Kitabı okumaya başlar başlamaz yoğun, akıcı bir tempo içinde olanların, insanların, hayatların seline kapılıyorsunuz. Bitirdikten sonra saydım, 25 başlık bölümlere eşlik ediyor, bir bölümden diğerine büyük bir merakla sayfaları çeviriyorsunuz. Okuyucu olarak değil aynı zamanda hikayenin tam içinde , onlarla beraber sanki o mekanda olup bitene ortak olma hissi doğdu bende. Hem motel sakiniydim onlarla yaşadım, başıma gelircesine, hemde pencerede ki kuş idim her şeye şahit oldum. Kitabı sevdim, akışını, temposunu ve de konusunu. Hem toplumsal konuların farklı insan portreleri üzerinden tartışıldı hem de iki türü bir araya getirmiş; toplumsal eleştiri ve bir nevi polisiye/ macera.
Barbarın KahkahasıSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 20202,301 okunma