Hz. Muhammed'in 627 yılında Hendek Savaşı'na hazırlandığı sırada bir Türk çadırında oturduğu rivayet edilir. Bu çadırın Asya'nın uzak bozkırlarından Medine'ye kadar nasıl geldiği bilinmez ama rivayet gerçekten doğru ise herhâlde Arap tüccarı tarafından görülmüş, beğenilmiş ve Medine'ye kadar taşınmış olmalıdır.
İslam dini var olduğu günden itibaren dünya üzerinde büyümeye ve yayılmaya devam ediyor. İşte bu 1400 yıllık büyüme ve yayılma sürecinde farklı coğrafya, kültür ve inançlarla etkileşim halinde. Bunun neticesinde de aslında ve özünde çok basit, sade ve samimiyet üzerine kurulu bu güzel din, maalesef yanlış inanç ve düşüncelerle karışmış durumda. Üstüne bir de dini anlatanların kendi karakterlerini İslam gibi göstermeye çalışmasıyla her şey çorba olmuş durumda.
Diğer bir husus da Müslümanların ve Doğu'nun bir ıstırap içinde olması. Yüzyıllar öncesinden Batı karşısında kaybetmeye başlayan bu coğrafyada maalesef dini esasıyla anlayan ve anlatan insan bulabilmek güç.
İşte Ömer Tuğrul İnançer, yukarıda bahsettiğim hususlar nedeniyle karman çorman olmuş İslam dininin özünü ayet ve hadislerle anlatmaya gayret etmiş. Bu kitap, hocanın farklı sohbetlerinin derlenip bir araya getirilmesiyle meydana gelmiş. İnançer; iman, ibadet, tutum ve davranışlar konusunda günümüz Müslümanların yaptıkları hataları dile getirip çözüm yolu sunmuş. İman ve inanç konusunda neyin ayet ve hadis yani dini kaynak olduğunu neyin ise Yahudilik gibi diğer inançlardan geldiği hususunu dile getirmiş.
Günümüzde böyle insanlara ihtiyacımız var. Allah'ın tövbeleri kabul eden, bağışlayıcı yönünü; Efendimizin (sav) "Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız" sözünü ön plana çıkaran; günaha batmış olsa bile bir çıkış kapısının mutlaka olduğunu anlatan insanlara ihtiyacımız var. Sosyal medyada çıkıp, kendisinin Efendimizin soyundan geldiğini iddia ettiği halde yanında oturan kel bir kişiyi önüne alıp sırıtarak "İşte yetim böyle sevilir" diyen soytarıları gördükçe Ömer Tuğrul İnançer gibi insanlara ne kadar ihtiyacımız olduğunu biraz daha net anladım.
Kitaptaki bir alıntı aslında
Allah, kitabında haramları saymıştır; bu listeye sen bir şey ekleyemezsin. İslâm'da ibâhâ (mubahlık) esastır. Haram ise istisnanın istisnasıdır; belirlenenler, adı konulanlar dışında haram hükmü verilemez. Eğer bunu yaparsan “tanrılık” taslamış olursun ki bu da küfürdür.