Diğer taraftan kurt Oğuz Destanı'nda yol gösterici kimliği ile “Tanrı'nın eli” rolünü üstlenmiş, sıkışan Oğuz ordusuna kılavuzluk etmişti. Böylece Oğuz Destanı'nın olağanüstü motifi bir kurda tahsis edilerek yırtıcı ve korkunç kurt imajı yerine, hafızalardaki anne kurdun liderlik vasfına yeniden döndürülmüştü. Bununla birlikte 14. yüzyılda yazıya geçirilen Oğuznâme'de Oğuz boylarının ongunları sadece kartal, şahin, tavşancıl gibi yırtıcı kuşlar olarak belirtilmişti. Tabiattan seçilen bu tür totemlerin genel özelliği uğur, güç, baht, kötü talihi yenme, savaş kazanma gibi değerleri ifade ediyordu. Ancak bütün bunlar dini yapıyla doğrudan ilintili şeyler değildi.
Dostları ona Amr b. Ma'dikerib'e dayandırılan “Eğer bir şeye gücün yetmezse onu bırak ve gücün yetinceye kadar ona ilişme” öğüdünü söylemişlerdi. Ama meşhur müfessir ve tarihçi İbn-i Kesir'e göre o, Hz. Muhammed'in “Türkler size ilişmedikçe, siz de onlara ilişmeyiniz.” sözünü dikkate almıştı. Her iki ifadenin de birbirine bu kadar çok benzemesi şaşırtıcıdır. Üstelik bu hadisin “Hz Peygamber buyurmuşladır ki, Habeşliler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın. Hele Türkler size dokunmadıkça siz de Türklere dokunmayınız.” ya da “Türkler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyin. Çünkü ümmetimin mülkünü ve Allah'ın onlara olan bol ihsanını onun elinden ilk alan Kanturaoğulları (Türkler) olacaktır.” versiyonları da bulunmaktadır. Burada adı geçen Kantura'nın Hz. İbrahim'in eşlerinden biri olan Keturah olduğu, onun oğullarının Türkistan'da yerleşerek çoğaldıkları ve bu suretle Türklerin ortaya çıktığı rivayet edilmektedir.
Dernbend, Güney ve Kuzey Kafkasların en önemli geçit yeri idi. Burasının Zulkarneyn tarafından inşa edildiği, İskender seddinin burada bulunduğunu ve duvarın öte tarafında Yecüc ve Mecüc kavminin bulunduğu gibi rivayetler Araplar arasında çok yaygındı. Oysa İslam fetihlerinin başladığı yıllarda Dernbend'in kuzeyinde Hazarlar bulunuyordu.
Ancak toplum büsbütün içine kapanık bir yapı arz etmiyordu. Özellikle evlilik kurumu dışa dönüktü ve akraba evliliği yasaktı. Bugün başta Kazaklar olmak üzere ata vatanda kalan Türklerin pek çoğunda katı bir şekilde sürdürülen bu gelenek, toplumun kendini sürekli yenilemesinin, diğer Türk boylarıyla ilişki kurmasının ve topİumsal bağları devam ettirmesinin en etkili yoluydu.