Duygularımız; düşünmek ve planlamak, uzak bir hedefe hazırlanmayı devam ettirmek, sorunları çözmek gibi yeteneklerimizi engellediği ya da güçlendirdiği ölçüde, doğuştan gelen zihinsel yetilerimizi kullanma kapasitemizin sınırlarını çizerek hayatta neler yapabileceğimizi belirler. Yaptığımız işe, heves ve keyifl -hatta uygun düzeyde bir kaygıyla- motive olduğumuz ölçüde de bizi başarıya ulaştırır. İşte duygusal zekâ tam da bu anlamda temel bir yetenektir ve diğer tüm yeteneklerimizi, bileyerek ya da körelterek, derinden etkileyen bir güçtür.
Bir diğer etkili depresyon ilacıysa, ihtiyacı olanlara yardımda bulunmaktır. Depresyon derin düşüncelerle ve insanın kafasını kendi sorunlarına takmasıyla beslendiğinden, kendi acılarıyla boğuşan kişilere empati duymak, kuruntularımızdan silkinmemizi sağlar. Gönüllü işlere dalmak -bir takımın antrenörlüğünü üstlenmek, evsizleri beslemek, "Ağabeylik" yapmak- Tice'ın araştırmasında, ruh halini değiştiren en etkili, aynı zamanda da en ender rastlanan şeylerden biriydi.
Derin düşünceleri pekiştiren bir ağlama, sadece ıstırabı uzatır. Dikkatini başka yöne vermek ise, üzüntüyü besleyen düşünceler zincirini kırar; elektroşok tedavisinin derin depresyonlarda etkili oluşunu açıklayan başlıca kuramlardan biri, kısa bir süre için bellek kaybına yol açtığını ve üzüntülerinin nedenini hatırlayamadıkları için hastaların kendilerini daha iyi hissettiklerini ileri sürmektedir.
Her fürlü stres, adrenokortikal uyarılma yaratır ve öfkelenme eşiğini aşağıya çeker. Böylece, işte zor bir gün geçirmiş birisi, akşamüstü evde, herhangi bir şey yüzünden çocukların gürültüsü ya da dağınıklığı gibi aslında başka bir zamanda böylesi bir duygusal korsanlığa yol açacak şiddette algılanmayacak şeylere hiddetlenmeye daha yatkın olur