Size o kadar güzel bir kıssa bırakıyorumki buyrunuz:
Bir Kadının Ahına Nazil Olan Sure: MÜCADELE Medine’nin tozlu sokaklarında, yüreği bin parça olmuş bir kadın: Havle binti Salebe. Gençliğini, güzelliğini, tüm ömrünü kocasına feda etmiş; ona evlatlar vermiş, bir ömür yoldaş olmuştu. Ama o gün, hiç beklemediği bir anda kocasının ağzından çıkan o zalim cümleyle dünyası başına yıkıldı. Kocası, eski bir Cahiliye adeti olan “zıhar” ile onu bir çırpıda kapı dışarı etmiş; “Sen artık bana annem gibisin!” diyerek tüm hukukunu ayaklar altına almıştı. Havle çaresizdi. Havle kimsesizdi. Evlatları vardı, gidecek yeri yoktu. Ama o, bir mücadele kadınıydı. Orta yaşlı, fakir bir kadın olan Havle, sırtında komşusundan aldığı ödünç elbiseyle, gözyaşları içerisinde Allah Resulü’nün yanına gitti. Resulullah’ın yanına vardığında gözyaşlarını sildi ve anlatmaya başladı: “Ya Resulullah! Gençliğimi ona verdim, ona çocuklar doğurdum. Şimdi yaşlanınca beni bir başıma bıraktı. Ne olur bana bir yol göster!” diye hıçkırıklara boğuldu. Efendimiz mahzundu; henüz bu konuda bir vahiy gelmemişti. “Ey Havle, senin durumun hakkında elimde bir hüküm yok. Sanırım sen ona haram oldun” deyince Havle’nin dünyası bir kez daha karardı. O an Havle ellerini semaya açtı. Gözyaşları yanaklarından süzülüp toprağa düşerken, Medine’nin duvarlarını titreten o yakarış döküldü dudaklarından: “Allah’ım! Kimsesizliğimi, çaresizliğimi ve başıma gelen bu ağır derdi sadece Sana şikayet ediyorum. Ya Rabbi, halimi gör! Peygamberinin dilinden bana bir kurtuluş indir!” Havle ağlıyor, Hz. Ayşe içeride ağlıyor, melekler bu feryada şahitlik ediyordu. Daha Havle ellerini indirmemişti ki, bir ağırlık çöktü odaya; vahyin o sarsıcı kokusu yayıldı. Allah, bir kadının hıçkırığını Arş’ın ötesinden duymuş ve Cebrail’i (a.s) adalet müjdesiyle göndermişti: “Kocası hakkında seninle
Din
Zıhar
İslam öncesi Arap toplumunda erkeğin eşine "Sen bana annemin sırtı gibisin" diyerek onu kendine haram kıldığı ve evliliği bitirdiği bir cahiliye dönemi boşama âdetidir. İslamiyet bu uygulamayı yasaklayarak, yapanlara keffaret (köle azadı, 2 ay oruç veya 60 fakiri doyurma) zorunluluğu getirmiştir. Kur’ân-ı Kerîm ve Yüce Meâli (Cep Boy)
Din
Reklam
61 kefaret orucuyla ilgili kısa bilgi: Arkadaşlar kasten ve mazeretsiz olarak bozulan orucun kefareti sadece Hanefi mezhebinde 60+1 (61) kefaretini gerektirir. Şafilerde: Sadece karı koca münasebeti olursa 61 vuku bulur. Malik ve Hanbelilerde ise 61 orucu bu meselede yoktur.. Hanefi olan biri diğer mezhepleri taklit edebilir.. Hanefi mezhebinin buradaki delilleri zayıf kalmaktadır.. Asıl 60 orucu sadece zıhar (kişinin eşine sen benim anam bacımsın) demesi durumunda vaki olur..
61 kefaret orucuyla ilgili kısa bilgi: Arkadaşlar kasten ve mazeretsiz olarak bozulan orucun kefareti sadece Hanefi mezhebinde 60+1 (61) kefaretini gerektirir. Şafilerde: Sadece karı koca münasebeti olursa 61 vuku bulur. Malik ve Hanbelilerde ise 61 orucu bu meselede yoktur.. Hanefi olan biri diğer mezhepleri taklit edebilir.. Hanefi mezhebinin buradaki delilleri zayıf kalmaktadır.. Asıl 60 orucu sadece zıhar (kişinin eşine sen benim anam bacımsın) demesi durumunda vaki olur..
Din
İSLAM ÖNCESİNDEN İSLAMA ZIHAR UYGULAMASI
İslam öncesi Arapları arasında bir boşama şekli olarak bilinen uygulama genelde, “Sen bana annemin sırtı (zahrı) gibisin” cümlesiyle yapıldığından zıhâr adını almıştır. İslam öncesi döneminde yapılan zıhar uygulamaları, İslam geldikten sonra da devam etmiştir. Hatta farklı isimler verilmekle birlikte, İslam'da ilk zıharı Evs b. es-Samit'in, karısı Havlt binti Sa'lebe'ye yaptığı ifade edilir. Havle'nin çaresizlik için de Muhammed'e başvurması üzerine Muhammed'in bir rivayete göre bu konuda bir şey emredilmedi deyip sustuğu, diğer bir rivayete göre de Havle'nin kocasına haram olduğunu söylediği ve bunun üzerine kadının çaresizlik içinde, "Allah’ım! Yalnızlığımın şiddetinden ve bana zor gelecek olan ayrılmanın acısından sana şikâyet ederim. Küçük çocuklarım var. Onları babalarına bıraksam telef olacaklar, kendi yanıma alsam aç kalacaklar" diyerek ağladığı ve başını göğe kaldırarak tekrar. "Allah’ım! Sana şikâyet ederim. Allah’ım! Sen peygamberin lisanına bir vahiy indir" şeklinde temennide bulunduğu rivayet olunur. Bu yalvarışın neticesinde Mücadele süresinde yer alan 1-4 ayetleri Kuran'daki yerini alır.
Kalp Aşk İster, Zihin Başarı; Ruh İse Huzur..!!
Reklam
Reklam