youtube.com/@zimlicious
Okuduğum tüm kitaplar burada çıkmadığı için daha çok GoodReads'deyim. Olur da bana ulaşmak isterseniz blogumu ziyaret edebilirsiniz.
Karin Tidbeck ile nerede karşılaştım, hiç hatırlamıyorum! Siz de benim gibi ilginizi çeken bir şey yakalamak için sürekli tetikteyseniz ve not alırken neyi, nereden bulduğunuzu yazmıyorsanız (çünkü çok anlık oluyor bunlar hep) biraz zor oluyor işte işin bu kısmı. Her nerede karşılaştıysak iyi ki karşılaşmışız diyebiliyorum sadece çünkü bizimkisi gerçekten de “ilk kitapta aşk” oldu. Kitap demişken ise roman olmadığını baştan söyleyeyim; benim okuduğum ve kendisine aşık eden kitabı Zeplin isimli, Türkçesi İthaki Yayınları’ndan Tülin Er’in çevirisiyle yayınlanan öykü kitabı.
Kim olduğuna dair hiçbir fikriniz olmasa bile daha ilk öyküden (Zeplin) “Karin Tidbeck kesin büyülü bir yerlerde büyümüş” diyeceğinize eminim. İsveçli olduğunu öğrenince de taşlar bir nevi yerine oturuyor: İskandinav mitolojisini, masallarını, vs. bilen bilir; tanrılardan canavarlara ve perilere uzanır hepsi. Bu unsurlar Tidbeck’in öykülerinde de var. Tuhaf, gerçek üstü şeyler dönüyor olsa da sonlarında elinizde kalan his illa ki yüreğinize dokunacak, emin olun.
Devamı: zimlicious.com/karin-tidbeck-i...
“İsmi hiç tanıdık gelmiyor” diyenleriniz bile aslında tanıyorsunuz yazar Patricia Highsmith’i; yüksek ihtimalle de Yetenekli Bay Ripley ile. Kitabını okumamış olanlar da filmini mutlaka izlemiştir diye düşünüyorum ve izlediyseniz de bilirsiniz ki unutulması kolay bir hikaye değil. Patricia Highsmith Tuzun Bedeli (diğer adıyla Carol ) ile de aynı hissi bırakıyor insanda. Tuzun Bedeli ismi İncil’den bir yere gönderme olduğu için ona hiç girmiyorum; orijinalini bilmediğim için göndermeyi de anlamıyorum haliyle. Ancak Carol, ana karakterlerden birinin ismi ve Highsmith bu karakteri 1948’de, New York’taki Bloomingdale’s mağazasının oyuncak departmanında çalışırken (bknz. Diğer ana karakter Therese) mağazada gördüğü vizon kürklü, sarışın kadını temel alarak oluşturmuş. Konuyla ilgili anlattığı gerçek hikayesi de bildiğiniz Carol ve Therese’nin hikâyesi:
Devamı: zimlicious.com/patricia-highsm...
CarolPatricia Highsmith · Can Yayınları · 2018180 okunma
90’larda çocuk olduysanız (ben 84’lüyüm) yüksek ihtimalle Nazan Öncel’e hayransınızdır. Hele ki benim gibi kendini diğerlerinden farklı, tam olduğu yere ait değil gibi hisseden bir kız çocuğuysanız Gidelim Buralardan ve Sokak Kızı gibi şarkıları o henüz her şeye ermeyen aklınıza, kalbinize işlemiştir. Sonraları kendisini eskisi kadar yakından takip etmesem de 90’lar şarkı listemde birden fazla şarkısı var ve ne zaman karışık çalma modunda biri denk gelse inanılmaz mutlu oluyorum, o kesin. E Nazan Öncel kitap yazınca da okumasam olmazdı tabii ki!
Bazen frene basmayı kendimize öğretmeye değmez miydi yaşamak? Nasılsa olacağına varırdı hayat.
SAYFA 183
Kitabın belli bir yerine kadar gerçekten Nazan Öncel albümü dinliyormuş gibi hissettim kendimi. Kendisiyle tabii ki hiç sohbet etmedim ama sanki salonda koltuklara yayılmışız, elimizde cin toniklerle o anlatıyor, ben dinliyormuşum gibi onun sesiyle okudum tüm kitabı. Kapağından da tahmin edebileceğiniz gibi sonlarına doğru biraz bilimkurguya bağlıyor. Tam olmamış ama denemiş en azından: kitabın tanıtım metninde “Tekrarına en çok ihtiyacımız olup da tutamadığımız şeydir zaman” cümlesi var. Bana şahsen “peki ya tutabilseydik zamanı, o zaman daha iyi olur muydu her şey?” diye sormuş gibi geldi Nazan Öncel kitap ile.
Devamı: zimlicious.com/nazan-oncel-kit...