Hasan el-Basrî (r.a.)’e birisinin kendisini gıybet ettiğini haber verdikleri zaman o adama, içi hurma dolu bir tabak gönderir ve aracı vasıtası ile şu haberi yollardı:
“Ey kardeşim! Duydum ki, gıybetimi yaparak iyiliklerini bana bağışlamışsın. İşte bu hareketine mukabil ben de seni mükâfatlandırmak istedim.”
Yemin ederim ki her ne zaman yanında cehennemden bahsedilse, O kendisinin cehennemlik olduğunu düşünür; cehennem için yaratılmış olabileceğini asla hatırından çıkarmazdı. Cennet ve cehennemi daima gözünün önüne getirir; fakat ne korkusu umuduna, ne de umudu korkusuna galip gelmez idi. Her zaman korku ve ümit içinde olurdu.