Osmanlı tarihi üzerine yapılan çalışmaların ağırlık noktasını başlangıçta siyasi tarih ve merkez teşkilatı üzerine yapılan çalışmalar teşkil ederken, zamanla bu devletin diğer yönlerinin de bilinmesi için sosyal ve iktisadi tarih üzerinde de çalışılması gerektiği anlaşılmıştır. Bunun akabinde de devletin taşra teşkilatının da incelenmesi, merkez teşkilatının bilinmeyen yönlerinin aydınlanması için zaruri olmuştur. Bundan hareketle klasik Osmanlı düzeninden Tanzimat ile öngörülen yeniden yapılanmaya geçişi belirleyen bir süreç içerisinde, Anadolu’nun önemli eyalet merkezlerinden birisi olan ve Anadolu’nun siyasi ve ekonomik tarihinde önemli bir yere sahip Diyarbakır, çeşitli yönleriyle incelenmeye çalışılmıştır. Şehir incelemelerinde esas olan, şehri tanıtacak fiziki, demografik, idari ve sosyoekonomik konular ele alınmış, bunlara ilâveten, Diyarbakır Osmanlı dönemi boyunca Eyalet Merkezi (Paşa Sancağı) olduğu için, eyalet ve sancak yönetimini ilgilendiren konulara da mümkün olduğunca yer verilmiştir.
Konunun tarihi 1790-1840 olarak belirlenmesine rağmen, 1780-1850 yıllarını kapsayan 70 yıllık bir zaman dilimi incelemeye alınmıştır. İncelenen dönem III.Selim’in tahta çıkışı ve Osmanlı Devleti’nin dağılma devrine girişine tekâbül etmektedir. Diyarbakır, günümüzde olduğu gibi geçmişte de Güneydoğu Anadolu bölgesinin çok önemli bir siyasi, iktisadi ve kültürel merkezidir. Şehir, Osmanlı Devleti’nden önce, stratejik konumu ve iktisadi alanda sahip olduğu avantajlar ile pek çok devlet tarafından ele geçirilmeye çalışılmıştır. Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra da kazandığı Eyalet Merkezi özelliğini korumuş ve Osmanlı Devleti’nin önde gelen şehirlerinden biri olmuştur. Şehrin etrafı surlarla çevrilidir. Şehre dört ana kapıdan (Dağ Kapı, Urfa, Yeni Kapı ve Mardin Kapı)