Özünü hatırladığımız ve ona yöneldiğimiz oranda özlem duyduğumuz şeyler geçici arzu ve heveslerin ötesine geçiyor. Her şeyin atom ize edildiği, haz ve hız kültürüne indirgendiği bir çağda insanın özüne yönelmelisi kolay bir iş değil. Modern tüketim kültürü bize özlenecek bir şey sunmuyor. Sadece arzu ve heveslerimize hitap eden tüketim malzemeleri sunuyor. Bu ise insanı mutsuz, tatminsiz, eksik ve rahatsız bir varlık haline getiriyor.
"Özlemek" kelimesi önemli. "Öz" le, yani insanın özünü hatırlamasıyla ilgili. Özümüzde olanı hatırlayıp ona kavuşmak istediğimiz zaman "özledik" diyoruz. Öz-leşmek gibi. İnsan sevdiğini özler ya, sevdiğide özünün bir paraçası... Özü neyse onu seviyor, seviyorsa özü ona dönüşüyor.