Alışılagelmiş bir düzenin içinde bir şeyler yapmaya çalışan idealist, fedakâr bir insan olan Düyşen'in ve Altınay Süleymanova adlı öksüz bir kız çocuğunun pek de alışkın olmadığımız muazzam hikayesi. Hiç bitmesin diyeceğiniz - ki ben bitirince üzülenlerden oldum - güzel bir eser.
Cengiz Aytmatov bizleri yine bozkırın tam kalbine, Lenin liderliğindeki SSCB döneminden götürüyor. Bu kitabı diğer kitaplardan ayıran, benimde dikkatimi celbeden nokta şu oldu; bizler hep Gün Olur Asra Bedelde olsun, Toprak Anada olsun, gerek diğer çoğu kitabında olsun hep Sosyalist Devrimin getirdiği olumsuzluklarla karşılaşmıştık, fakat bu eserinde Aytmatov'un devrime karşı olan inancının sağlam olduğunu görmekteyiz.
Fedakârlık nedir, nasıl yapılır, zorluklara karşı direniş nasıl olur? Çabuk vazgeçmenin ne kadar korkunç bir şey olduğunu ve vazgeçmemenin ne kadar değerli bir şey olduğunu okuyan her okur İlk Öğretmenimle idrak ediyor.
Okumaktan en çok zevk aldığım yazarlar içerisinde her zaman en üstlerde gelen isimdir Cengiz Aytmatov. Bu kısa ve etkileyici kitabı başta öğretmen arkadaşlarıma ve diğer tüm okur arkadaşlarıma tüm kalbimle tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar.
#107843005#107845013#107851525#107852992#107855206
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201810,6bin okunma
Esere dair fikirlerimi beyan etmeden önce kitap hakkında şu bilgileri vermekte fayda var. İtalyan yazar Alberto Moravia 'nın en ünlü ve en önemli eseri olarak görülüyor. Kitabı daha önce Hürriyet gazetesi
Postmodern romanın güzide İngiliz temsilcilerinden John Fowles adına ilk okuduğum, tanışma kitabım bu kitap oldu.
Doğanın huzurlu sesini duymak adına ve doğaya karşı insanoğlunun göstermiş olduğu sahiplenme duygusunun içten içe gizli bir tehlike taşıdığını görebilmeniz açısından güzel bir sohbet diyebilirim.
Yazarın iç alemini ve romanlarındaki esin kaynağını gözlemleyebilmek adına önerilen bu kitabını bağlayıcı ve bir çırpıda okuma hevesiyle başladım ama bendeki beklentinin biraz altında kaldığını söyleyebilirim. Benim açımdan bunun temel sebebi kitabın romandan ziyade sohbet içinde yazılmış bir deneme olması diyebilirim. Yazarı daha iyi tanımak adına, Koleksiyoncu, Büyücü, Fransız Teğmenin Kadını kitaplarını okumayı düşünüyorum.
Akıcılık ve bağlayıcılık beklentisine girecekseniz eğer kitabı okumanız sizler için biraz zor gelebilir. Fakat sohbet havası içinde yazılan, bilgiden ziyade yazarın geçmişine, iç dünyasına ve çocukluğuna yolculuğa ve de bakış açısına değer veren yazılar okumak sizi mutlu ediyorsa okumanızı tavsiye ederim.
#100408343#100412566#100443235#100444360#100455148
Hem 2021'e başlangıç, hem Ayfer Tunçla tanışma açısından harika bir eserle yeni yıla girmiş bulunuyorum. Sizlere kitabın karakterlerinin kimler olduğu yahut olayların nasıl geliştiği gibi klasik
Belki daha önce yazarın kendisini bir şekilde duymuş olabilirsiniz. Edebî yaratıcılık anlamında en sıra dışı yazarlardan biridir. Bunun göstergesi ise Fransızca' da en çok kullanılan ünlü ses olan "e" ye hiç yer vermeden kaleme aldığı "Kayboluş" (La Disparition) isimli eseridir.
Çok farklı bir anlatım tarzına sahip ve farklı bir baş karakteri barındıran bir kitap. Kitabı sevmemin ilk nedeni kendimden biraz da olsa parçalar taşıyor olması diyebilirim. Bir gölge, şehrin eski binalarından birinde yaşayan bir üniversite öğrencisi, saatler boyu izlenecek çatlaklar barındıran küçük bir odada yokmuşçasına yaşayan, ufacık odasındaki köhne sedirinde öylece yatan, şehrin sokakları boyunca yürüyen, durumlardan ve düşüncelerden yılgın bir gölge.
Çalar saatin çalıyor, kılını kıpırdatmıyorsun, yatağından çıkmıyorsun, tekrar kapatıyorsun gözlerini. Önceden düşündüğün bir eylem değil, hatta bir eylem bile değil eylem yoksunluğu, gerçekleştiremediğin bir eylem, gerçekleştirmekten kaçındığın bir eylem.
Kitabın büyüsü ise şurada yatıyor okurken siz de fark edeceksiniz. Yazarın büyüleyici diliyle size mi yoksa bu gence mi seslendiği düşüncesi siz de yaman bir çelişki uyandıracaktır. Şimdiden iyi okumalar.
#94211531#94212511#94233516#94239343#94248706#94251111